24 Mayıs 2012 Perşembe

ŞU ŞAKLABANLARA BAK!..

Su kabakları, her geçen gün öfke doğuruyor..

Ortadoğu ve Türkiye'deki Amerikan çıkarlarının hizmetkarı ve beslemesi AKP rejiminin Adalet Bakanının eşkiyabaşını ada hapsinden kurtarmak için PKK nın meclisteki örgütüyle yapacağı görüşmeyi bir nebze anlarız da, şu ana muhalefet denilen partinin yediği hurmaya ne demeli?..

CHP'nin tepesindeki zatın ikide bir "Toplumsal mutabakat, genel af, Kürt demedim Türk de demedim" laflarını herkes kanıksadı ve "vicdanı red" için kanun teklifi vermeye hazırlanırlarken birden aşağıdaki kanun teklifini meclise sundular: "Siyasi partiler Türkçe'den başka dillerde de faaliyetler de bulunabilirler"

Eğer Türk Ulusu, adım adım bizi bölünmeye götüren bütün bu yaptıklarınızı sizin yanına bırakır ve sizi meclise girmekten men etmez ise, bırakalım o zaman ne olacaksa olsun..

Atatürk, yüzünüze tükürürdü sizin gibilerin demiyeceğim.. Çünkü sizin gibilere neler yapacağını Atatürk'ü gerçekten iyi tanıyanlar bilirler.. Ben söylemeyeyim!..

Su kabakları, her geçen gün öfke doğuruyor..


Osman Pamukoğlu
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı

22 Mayıs 2012 Salı

Tehdit ve hakaretle anayasa dayatılıyor

AKP’nin başkanlık hayali de içeren “yeni anayasa” hırsı sınır tanımıyor. Erdoğan komisyonun CHP, MHP ve BDP’li üyelerini “Güruh” olarak nitelendirdi. Cemil Çiçek ise “Masadan kalkan sandığa gömülür” dedi.
Benim isteğimi kabul et!
Yeni anayasanın yazım sürecine geçilmesiyle birlikte iktidarın hırsı da tavan yaptı. Başbakan Erdoğan, “Hiçbir güruhun zihnindekini dayatmasına müsaade etmeyiz” diyerek muhalefete “uzlaşma” anlayışıyla ilgili mesaj verdi.
Masadan kalkana tehdit
TBMM ve Anayasa Komisyonu Başkanı Cemil Çiçek ise, kırmızı çizgilerini üniter yapı, tek bayrak, tek millet ve tek dil olarak ilan eden muhalefeti bir gazete röportajıyla tehdit etmekten çekinmedi: Masadan kalkan sandıkta cezalandırılır.
Tribünlere oynuyorlar...

Mahrem Anlaşmanın Foyası!

  • AKP’nin kamuoyundan gizlediği radar üssüyle ilgili anlaşmanın foyası Obama’nın komutayı NATO’ya bırakma kararıyla ortaya çıktı!

İşgal toprağından farksız!

AKP’nin Malatya Kürecik’te NATO projesi olarak gösterdiği füze kalkanının komutası, ABD Başkanı Obama’nın talimatıyla NATO’ya bırakıldı. Üssün tümüyle ABD kontrolünde olduğu netleşirken, Türkiye topraklarıyla ilgili bir kararı ABD Başkanı’nın alması, “Kürecik, işgal toprağından farksız” yorumlarının yapılmasına yol açtı.

Radar üssü Kürecik işgal toprağı gibi...

PARTİ ÖRGÜTÜ, PARTİ MECLİSİ VE MERKEZ DİSİPLİN KURULUNA BİLDİRİ

 
1. Hak ve Eşitlik Partisi Tüzüğüne göre yapılacak kurultaylar sonrası Parti Meclisi, Merkez Yönetim Kurulu ile Merkez Disiplin Kurulu'nun 15 gün içinde toplanması gerekmektedir.

2. Partinin söz konusu organlarında görev alanların, 27 Mayıs 2012 günü, saat 12:00'de İzmir-Çiğli Anemon Otel'de hazır bulunmalarını arz ve rica ederim.


GENEL BAŞKAN ADINA
Mehmet Işık 
Hak ve Eşitlik Partisi 
Genel Sekreteri

KAMUOYUNA DUYURU

Yeni Parti, Hak ve Eşitlik Partisi ile birleşmiştir.


1- Siyasi ilkelerinin temelini Cumhuriyet ve Atatürk devrimlerinden alan Yeni Parti; Hak ve Eşitlik Partisi ile birleşmiştir.


2- Hepar'ın Bugün Yapılan Olağanüstü Kurultay'ında, parti'nin üst yönetimi olan Parti Meclisi, Merkez Disiplin Kurulu, Başkanlık Kurulu, Merkez Yönetim Kurulu; her iki partinin mensuplarından oluşmuştur.


Bilgilerine Sunulur.



Osman Pamukoğlu
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı

19 Mayıs 2012 Cumartesi

HAK VE EŞİTLİK PARTİSİNİN OLAĞANÜSTÜ KURULTAYI İÇİN ÖRGÜTLERE VE DELEGELERE DUYURU


Olağanüstü Kurultay



1-Hak ve Eşitlik Partisi'nin başka parti-partilerin Hepar'a katılması nedeni ile yapacağı olağanüstü kurultay, 20 Mayıs 2012 günü saat 10:30'da, genel merkez binasında gerçekleştirilecektir.

2-Tüm örgüt mensubu delegeler ve arzu eden partililerin en geç saat 10:00'da yerlerini almaları gerekmektedir.

3-Katılacak parti-partilerin örgüt mensuplarıda aynı tarih ve saat de kurultaya teşrif edeceklerdir.

Bilgilerini arz ve rica ederim.
Osman Pamukoğlu
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı

GDO’lu ama dindar nesil!


A. Bulut
Dünya gazetesinden Sayime Başçı’nın haberinde kamuoyuna  “Yaklaşık 850 milyar dolara ulaşan ticaret potansiyeli  ile alternatif pazar arayışındaki ihracatçının gözdesi olan helal gıda pazarı, Türkiye’de diyanet prosedürüne takıldı. Geçtiğimiz yıldan bu yana tek yetkili olarak kılınan Türk Standartlar Enstitüsü ile diyanet işleri arasındaki uyumsuzluk ise bu ülkelere olan ihracatı neredeyse durdurmuş vaziyette. TSE sertifikalandırmalarında diyanet onayının olmaması, kırmızı et ve ürünleri ihraç etmek isteyen firmaların kapıdan dönmesine sebep oluyor” bilgisi verildi.


Habere göre konu ile ilgili soruları cevaplayan TSE Genel Sekreterliği de TSE’nin Helal Gıda Uygunluk belgelendirmesinin her aşamasında Diyanet İşleri Başkanlığı ile işbirliği içinde olduğunu aktardı.
Ardından, birçok üreticiye bir mesaj gönderildi: Bu mesajlardan biri şöyle:
 “Diyanet İşleri Başkanlığı ile işbirliğine giden TSE, kayısı işletmelerine ve üreticilerine ’Helal Gıda Sertifikası’vermeye hazırlanıyor.”

18 Mayıs 2012 Cuma

DEMOKRASİ ÇAKALLARI VE YARALI 19 MAYIS!.

İnsanların da fırıldakları vardır. Fırıldakları döndüren ise çıkarlarıdır.

Uyan ulus! Uyan! Türkiye’nin gittikçe altüst olan rejimi ve daha fazla acılarla boğulmaman için, ‘‘Herkes, kendisine benzeyen kişilere oy verecektir’’ sözünü boşa çıkartmak zorundasın. Kendi oylarınla olup bitenden sorumlu olduğunu unutma. Artık ağlama, sızlama ve şikayet etme zamanı çoktan geçti.


İnsanların da fırıldakları vardır. Fırıldakları döndüren ise çıkarlarıdır. Vazgeç artık, ağzı fırın kapağı, kaypaklıkları pervaneden farksız olanların peşine takılmayı. Kurtul, düşünmeden çerden çöpten politikacılara kul ve köle olmaktan. Kendin ol !


Kamu servetin; limanların, bankaların, madenlerin yağmalandı. Ormanların içerdekilere, toprakların yabancılara peşkeş çekilip dağıtılmakta. Cumhuriyetin temel ilkeleri tek tek söndürülüyor, ülke sorunlardan alev alev yanmakta, zor ve tehlikeli dönemeçdeyiz. Ahlak fukaraları, demokrasi şaklabanları, demokrasi madrabazları, demokrasi şakşakçıları, TV’ler ve gazetelerin her yanını örümcek ağı gibi sarmış halde, 24 saat psikolojik harekat yürütüyorlar.


Fidan gibi çocuklar gün geçmiyor sapır sapır şehit olup dökülüyor. Çevre ülkeler de gittikçe kaosa dönen gelişmelerin önümüzdeki zaman içersinde bize sirayet edecek olanların hepsinin bedelini ödeyeceğiz. Meydan yoklaması yapmak için bir hacivatı da ‘‘ PKK’ya genel af gelebilir’’ diye konuşturuyorlar.


ABD bile ‘‘Uludere meselesinde, ben yokum ’’ diyerek, işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. Suriyeliler, bizim sınırımıza tecavüze kalkışırlarsa NATO’nun 5inci maddesine göre asker isteriz diyen hükümetin başındakine ne demeli ?


‘‘Gençliğe hitap’’ artık zorunlu değilmiş? Al işte bir su kabağı daha! Her konuda ve her sahada nedir bu bayağılık ?


Bunların dertleri, Hilafetin kaldırılması ve laikliğin getirilmiş olmasıdır. Yapmayı becerebilseler 31 Mart 1909 İstanbul Yobaz ayaklanmasını bastıran, Edirne’de hazırlanıp İstanbul’a giren, komutanı Mahmut Şevket Paşa ve karargahı, Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal ve Kurmay Yüzbaşı İsmet olan orduyu bile sıgaya çekmeye kalkışabilirler.


Türkiye siyasal, sosyal, güvenlik ve sonunda da ekonomik yönden hızla karmaşa ve kaosa doğru gidiyor. Anayasaya hükümler koyarak bu işlerin yoluna gireceğini sananlar da omuzları üzerinde kuru kafa taşıyanlardır.


Türkiye, halen siyaset yapan, boş ve manasız tulumbacı adamlardan silkinip kurtulmadıkça kaçınılmaz yazgısını da halk olarak yaşamaya mahkumdur. Bunlar sanki millete çektirmek için dünyaya gelmişler.


Her şeye rağmen, Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı Türk Ulusu’na kutlu olsun.


‘‘Dünyada menfaat için sevgi gösterisinde bulunan insanlar kadar alçağı yoktur.’’

( Şeyh Şamil )


‘‘ İdealsiz kişiler, bencil, çıkarlarına düşkün, umutsuz, kararsız ve korkaktır.’’

( Ziya Gökalp )


‘‘ Vatan aşkı demek, eşitlik ve özgürlük aşkı demektir.’’

(Montesquieu)


‘‘ Başka her şeye, ülkesinden çok değer veren, insanların en alçağıdır.’’

( Sophocles )


Memleket sahipsiz değil ama, özgür ve onurlu bir nesil de şart.


Gevşek toplumlarda ruh ölümleri beden ölümlerinden çok önce gerçekleşir !


Osman PAMUKOĞLU
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı

17 Mayıs 2012 Perşembe

Tezgahta Altın Vuruş

Eyaletleşme yoluyla federal sisteme geçmeyi planlayan iktidar, muhalefeti de tuzağa düşürdü. “Yeni anayasa” oyunuyla üniter yapı, milli devlet ve milli kimlik bitirilecek.

“Başkanlık”ın ardı eyalet!

Yenİ anayasa için yazım sürecine geçilmesiyle birlikte başkanlık sistemine övgü yağdırmaya başlayan AKP, gizli ajandasını da itiraf etmiş oldu. Başkanlık sistemi ancak federal yapıda, eyalet sisteminin olduğu yerlerde uygulandığından üniter yapının ortadan kalkacağı netleşti.

ABD’ye verdikleri söz...

EY MUHALEFET, SİZ KİMİNLE DANS ETTİĞİNİZİN FARKINDA MISINIZ?

Karşınızda usta, deneyimli, kıvrak oyuncular var.
Ta 1980’lardan gelen oyuncular bunlar.
Sponsoru, finansörü, eğiticisi Amerika.
Emperyalizm, yedi düvelin Türk ulusuna kabul ettiremediği Sevr’i onların aracılığı ile kabul ettirme yolunu seçti.
Karşı devrim sahnesinde oyun oynuyorlar şimdi. Cumhuriyet Devrimleri üzerinde horon tepiyorlar. Dans ediyorlar. Oyunun adı “Cumhuriyet Yıkıcılığı…”
Ey muhalefet, siz kiminle dans ettiğinizin farkında mısınız?

Çok uzaklardan geldi onlar. Yıllar ötesinden…

15 Mayıs 2012 Salı

SİZE, VİZE BİLE VERMEYENLERE SİZ, TOPRAK VERİN!..

Türkiye soyuluyor ve bunu kendi oy’unla yapıyorsun…

 İki hafta önce, ‘‘Meclisten, yabancılara Taşınmaz Satışı ’’ ile ilgili bir yasa çıkarıldı. Sanki sudan bir şeymiş gibi, ne bir kurumdan ne de bir Allahın kulundan, geçen zaman zarfında çıt bile çıkmadı..
 
Yasa iki bölümden oluşuyor, birinci bölüm şöyle: ‘‘ Yabancılara mülk satışı 2 hektardan 30 hektara çıkıyor ve satılacak araziler, ilçe yüzölçümünün %10’nu geçmeyecek. Yabancı kişilere satılacak olan 30 hektar miktardaki toprak ise uygun görüldüğü taktirde Bakanlar Kurulu kararıyla, iki misline yani 60 hektara çıkarılacak.’’
 
Yasanın ikinci bölümü beterin de beteri: ‘‘ Yabancı şirketlerin askeri yasak güvenlik bölgelerinden taşınmaz alması, Genelkurmay Başkanlığı’nın ; güvenlik bölgelerinden taşınmaz alması ise valiliğin iznine tabi olacak.’’
 
Size vize bile vermeyenlere siz toprak verin!. Karşılıklı mütekabiliyet bile yok.. Hani her karışı şehit kanlarıyla sulanmıştı? Hani nerede bu meclisteki muhalefet?. PKK konusunda     ‘‘ Barış sağlandı mı?
Toplumsal uzlaşma, silahla çözülmez, mecliste uzlaşma komisyonu kurulmalı’’ diyen, TESEV üyeli parti genel başkanı?.
 
AKP ne zaman sıkışsa onu sırtına alıp taşımayı üstün hizmet kabul eden ve bu hizmeti daha dün, 4+4+4 eğitim sisteminde de şevkle yapan iki numaralı muhalefetin başı nerede?.
 
Bu derece hassas bir konu bunların umurunda bile değil, meclisten geçerken de dalga geçtiler. Maaşları da arttırıldığı için belki bu yasayla sağlanacak kaynağın sakatlanmasını istememiş olmaları çok doğaldır.. Düzen hep aynı düzen ve bunlar, düzenin bir parçası değil, ta kendisi.. Bu memleket, yağma hasanın böreği yiyin!. Yakında, hırsızlıkta suç olmaktan çıkarsa sakın şaşırmayın..
 
Türkiye soyuluyor ve bunu kendi oy’unla yapıyorsun…
 
Osman PAMUKOĞLU
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı

LİDER VE TOPLUM

Hem yoksul, hem özgür olmak imkansız olan tek şeydir…

Milletler, tüm medeniyetler ve büyük faaliyetler, kendi liderleriyle ve kurumlarına öncülük eden eylem adamlarıyla birlikte ya gelişir büyürler, ya da hastalanıp ölürler..Gerçek lider kaptan gibi; havayı, mevsimleri, göğü, yıldızları, rüzgarları, seyrettiği suyun taban tabiatını bilen ve gemiyi bunlarla yürüten adamdır. Kaptan nasıl sadece bir gemici değilse, lider de bir idareci değildir. Lider çıkıncaya kadar gemi içindekilerle beraber, alabora olma tehlikesinin eşiğinde ilerlemeye uğraşır..
 
Her şeyin barış ve sükûnet içinde olduğu, toplumsal dengelerin yerli yerinde ve uyum içinde bulunduğu dönemlerde liderin varlığı veya yokluğu fark edilmez. Toplumsal huzur ve dengeler bozulduğunda, küçük dereler ırmağa dönüşmeye başladığında herkesin gözü lider aramaya başlar..
 
İnsanların büyük kısmı, sadece bulundukları şartların parçasıdır, toplum içinde klasik halde yaşamlarını sürdürürler. İçinde doğup büyüdüğü sistem gibi düşünür ve davranmaya başlar. Sistem lider yetiştiremez, çünkü liderler sisteme karşı çıkan ve sistemleri değiştiren kişilerdir. Sistem içinde kalarak ancak yönetici ve idareci olunur. Sistem hata yapılmamasını bekler, sistem riski sevmez. Yönetici; sistemin adamı, onun kopyasıdır, yenilikçi değildir. Kurumu sever, elindekini korur. Ufukları dardır, taklitçidir, sadece yönetir, işleri doğru yapar, statükocudur..
 
Bireyler, insanlar, halk, toplum, en uç, en tehlikeli ve doruk hatlarında lider hasreti çeker, arayışa geçerler. Bu iki sivrilik sadece iki alan ve yerde yaşanır: Büyük toplumsal hareket olan devrimler ile savaş meydanlarında. Her iki harekette de insanlar olmak veya olmamak, yaşamak veya ölmek noktasında bulunarak yaşarlar.. Her ikisi de, mücadeleyi sürükleyecek ve sonuçlandıracak olan liderin; cesur, zeki, sezgili ve özgüveni yüksek niteliklerle donanımlı olmasına ihtiyaç gösterir. Eğer, lider yoksa mücadele de yoktur. Tüm gayretler sonuçsuz kalacaktır..
 
Güçlükler insanın ne olduğunu gösterir ve her şeyin değeri zorluğundadır. Bir zaferin büyüklüğü bile, zaferin çetinliği ile ölçülür. Burada yenilmesi gereken fizik değil, ruhtur. İnsanların ruhu bükülmeden yenilgi olmaz. İnsanları mutluluk hallerinde anlamaya çalışanlar yanılırlar. Onlar felaket anlarında tanınırlar. Bunun mihenk taşı zorluktur. Bir ulusun bir toplumun gerçek karakteri de ancak tarihin önemli buhranlarında meydana çıkar. İnsanların iyi huyları boşluktan ve umutsuzluktan kararır. Lider, sel haline gelmeden suyun önünü almasını bilir. Büyük mücadeleler de ve çatışmalarda, en zor koşullarda her şey ruhanidir. Duygular aşırı zorlanır, en akıllı davranış, en cesur kararı vermekle olur. Mücadele bir anlam kazanırsa, insanlar daha çetin ve kararlı olurlar. Tehlike ancak tehlike göze alınarak yenilir..
 
Çok dolu insan sıradan şeylerle ilgilenmez. Buna karşılık boş insan sıkı taraf tutar. İnsanın dünyası küçük olunca da her şey birbirine çarpar. Sinirleri zayıf olan insanlar karamsar olurlar. Çevrelerinde bulunan insanların ruhunu karartırlar. Bunlar aynı zamanda    ‘‘ keşkeciler ’’dir. Her zaman, her alanda, her konuda geç kalırlar.‘‘ Dur bakalım ne olacak? ’’ ifadesi bunların klasiğidir. Karar verme ve tahmin yetenekleri olmadığı gibi, temelde de korku mahkûmlarıdırlar. Bir de sürekli gecikenler vardır. Geciktikçe daha da gecikmek için sebepler bulurlar. Kimse bahane bulmakta bu tembel insanlar kadar yaratıcı olamaz...
 
Cesaret tehlikeli yaşam coşkusudur. Korkunun belası ve düşmanıdır. Her şeyi şok eden şaşkına çeviren en üstün güçtür. Yaşamdaki macera duygusunun körükleyicisidir. Tam özgür olunmadan cesur olunmaz. Anadan doğma cesur insanlar toplumda azdır. Zorbalar, mahalle kabadayıları, bunlar, belli koşulların belli sınırlar içinde cesaretlendirilmiş insan tipleridir. Kitle ve birey lider tarafından düşünmeye ve harekete geçirilmeye zorlanarak cesaretlendirilir. Kendi başına düşünemeyenler, alıştıkları sözleri tekrarlamakla yetinenler, gölgelerinden farksız olanlarda bireysellik yoktur. Bunları sarsmak, şaşırtmak, kendine getirmek için sivri bir kişi, bir yıkıcı gereklidir. Yani hiçbir sınır tanımayan bir kişi. İşte lider denilen bu insandır. Eğer toplum doğal bir lider çıkaramamışsa, burada harman yeri düz olur, böyle olunca da sap yığınları dağ gibi görünmeye başlar; yıldırımın çarptığı insan gibi gök gürültüsünü de duymazlar..
 
Hem yoksul, hem özgür olmak imkansız olan tek şeydir…

Osman PAMUKOĞLU
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı

Hasan Tahsin anıldı - Haber THA

ŞEHİT Gazeteci Hasan Tahsin, İzmir’i işgal eden düşman askerlerine ilk kurşunu sıktığı Konak Meydanı’nda düzenlenen törenle anıldı.


Hasan Tahsin anıldı - Haber THA

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Anneler Günü Kutlu Olsun

Tüm güzellikleri yüreğinde taşıyan ve bizlere karşılıksız sunan, üzerimizde ödenmez hakları bulunan tüm Annelerimizin Anneler Günü Kutlu Olsun

Türk kadını...

Türk kadını; eve ve üç çocuğa mahkum edilemeyecek güçlü ve üretken bir varlıktır.
Onlardan gelecek aydınlık düşünceli nesiller, Türk milletinin ufkunu aydınlatacaktır.
Karartmaya çalışanlara rağmen. 
-Editörel- Kaynak: YuTub / YouTube

BU RAKAMLARA DİKKAT!!!!

NTV'deki 'Neden' programında 'Aleviler ve Siyaset'i tartışıldı. Açılışta Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser'e soruldu:

 * * * Neden her seçim öncesi 'Sünniler ve Siyaset' değil de 'Aleviler  ve Siyaset' tartışılır....?'

 
Eser, rakamlarla yanıtladı bu soruyu...  Verdiği rakamlar, tartışmaya yer bırakmayacak kadar net bir tablo sergiliyordu.  Bu rakamları yorumsuz olarak sizlerle paylaşmak istiyorum: 

8 Mayıs 2012 Salı

Cumhuriyet Allaha Allah diyerek kazanıldı, Şimdi Allah, Allah diyerek satılıyor.

1923′ten günümüze uzanan Cumhuriyet Türkiye’si farklı siyasal otoritelerin yönetimine şahitlik etse de, bugüne kadar hiçbir iktidarın ne Cumhuriyet’le ne de onun kurucusu Atatürk ile bir yarası asla olmamış ve bunlar gibi Atatürk ve Atatürkçüleri din düşmanı ilan etmemişti. Oysaki 2002 yılında Ak Parti Genel Merkez Damından “Özgür bir Türkiye” sloganıyla yola çıkanlar bugün bu toplumu ikiye ayırmaktan başka bir işe yaramamıştır.

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Milli Bayramlarda resmi törene son... - Haber THA



Milli Bayramlarda resmi törene son... - Haber THA
Bayramlar yeniden düzenlendi. Artık geçit töreni, stat gösterisi yok. Tek resmi kutlama 29 Ekim'de. Çocuklara koltuk devri de kalktı.

Bu sene siyasi bir krize dönüşen ‘milli bayramlar’ın kutlanma şekli baştan aşağı değişiyor. Devlet adına sadece 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda tören yapılacak. Askerler, bayram kutlamalarından da çekiliyor. 3O Ağustos Zafer Bayramı’nın ev sahibi ise artık Cumhurbaşkanı. Resepsiyon Orduevi yerine Çankaya Köşkü’nde verilecek. 23 Nisan ve 19 Mayıs belirlenin herhangi bir ilde kutlanacak. Resmi tören ve geçişler tamamen kaldırılıyor. Sadece ilgili bakanlar günün anlam ve önemine ilişkin mesajını medya aracılığıyla yayımlayacak. 23 Nisan resepsiyonu, ilkokul öğrencilerinin cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanların koltuğuna oturması uygulaması da tarihe karışıyor. 

Sızıntı / Türker ERTÜRK

Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun Silivri hapishanesinde yazdıkları "SIZINTI, Wikileaks’te Ünlü Türkler" kitabını, Cumhurbaşkanı, Başbakanı, AKP’yi, AKP yönetiminde ülkemizin ne hale getirildiğini ve Türkiye’de dönen dolapları daha iyi anlamanızı sağlayacağı için okumanızı salık veririm. Ayrıca yazarlarımızı başarılı çalışmaları için kutluyorum.


Tüm dünyada bomba etkisi yapan bu belgeler 28 Kasım 2010 tarihinde yayımlanmaya başladı. Bende mesleğimden istifa ederek ayrılalı 2 ay olmuş Trabzon orjinli http://www.haber61.net internet sitesinde bulunan köşemde güncel olayları yazmaya çalışıyordum. Henüz yazılı basında yoktum. Wikileaks belgelerinin gün ışığına çıkmasından sadece 2 gün sonra 1 Aralık 2010 tarihinde bu belgelerle ilgili bir değerlendirme yaptım. Bugün size 17 ay önceki "Wikileaks Belgeleri" başlıklı yazımı sayfaya girebilmek için biraz kısaltarak tekrar görüşlerinize sunuyorum.

Wikileaks Belgeleri

PKK'yla ilgili müthiş iddia - Haber THA





PKK'yla ilgili müthiş iddia - Haber THA
İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın iddiasına göre, Tahran Büyükelçisi Ümit Yardım, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin PKK ve PJAK terör örgütlerine destek vererek bölgede kriz çıkardığını söyledi.

Atatürk'e mektuplar.: HABLEMİTOĞLU'NA VEDA MEKTUBU- @selamoglu


Atatürk'e mektuplar.: HABLEMİTOĞLU'NA VEDA MEKTUBU- @selamoglu:  "Sönen her mumun ardından onlarcasını yakın, mumlar değil karanlık isteyenlerin nefesleri tükenecektir-A.TANER KIŞLALI" Necip HABLE...

YÜRÜ BRE HIZIR PAŞA, SENİN DE ÇARKIN KIRILIR…

İhanet ortamından geçiyoruz.
Türkiye Cumhuriyetinin tarihinde görülmeyen, rastlanmayan bir ihanet ortamı bu…

Okullardan, resmi kurumlardan Atatürk’ün resimlerini, heykellerini kaldırıyorlar.
Üç beş yalaka, üç beş dalkavuk 89 yıllık şanlı bir Cumhuriyeti ve onun önderini 3 günde yok edeceğini sanıyor.
Tarih çarkını geri çevirmeye çalışıyor.
Ortaçağ yolcuları bunlar…
Her devirde rastlanan çıkarcı, mevki düşkünü kurşun askerler…
Kraldan çok kralcı, her zaman güçlünün yanında, zayıfın karşısında yer alan, “Evet efendimci, sepet efendimci” kullar bunlar…

Aldın mı Ağzının Payını?- Açık İstihbarat


Tayyip Erdoğan'dan aldığı talimatlarla karikatürlere tazminat davası açtıran Akif Beki, haline bakmadan yazar, sanatçı, karikatürist ve oyunculardan "12 Eylül duruşmasına neden gelmediniz" hesabı sormaya kalkışınca öyle bir cevap aldı ki...
 
Özellikle karikatüristler Bahadır Baruter, Gani Müjde ve Vedat Özdemiroğlu'nun Beki'ye verdikleri cevap hiciv tarihimize geçecek nitelikte...

FÜZEN DE SENİN OLSUN KALKANI DA



Kaynak: http://www.ulketv.com.tr/

BAŞBUĞ: "SUSMADIĞIM İÇİN BURADAYIM"

Başbuğ mektubunda ‘Adalet zaman zaman yanıltılsa da hiçbir zaman aldatılamaz’ dedi
İnternet Andıcı davasında tutuklu yargılanan Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, sivil ve asker, başta yetki ve sorumluluk taşıyanlar olmak üzere vicdan sahibi herkesin, yaşanan haksızlıklar karşısında derin bir sessizliğe bürünmesinin nedenini anlayabilmenin çok güç olduğunu ifade ederek “Olay benim şahsi sorunum değildir. Karşı karşıya bırakıldığım durum, uzun süredir, ülkemde hukuk vasıta kılınarak yaşanan acı olaylara yalnızca kötü bir örnektir. Danıştay davasından dolayı haklarında hüküm verilenlerle ve Cumhuriyet gazetesini bombalayanlarla aynı potaya konularak itibarımız ve onurumuz zedeleniyor” dedi. Başbuğ “Adalet zaman zaman yanıltılsa da hiçbir zaman aldatılamaz” diye konuştu.

TUĞAMİRAL KURULAN TEZGAHI AÇIKLADI

Poyrazköy’den çıkarıp Zir Vadisi’ne gömdüler!
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 11’i tutuklu 85 sanıklı (SÖZDE) Poyrazköy davasının son duruşmasında şok bir ayrıntı ortaya çıktı.

Davanın sanıklarından Tuğamiral Fatih Ilgar duruşmanın pazartesi günü olan oturumunda söz alarak çarşamba günü yapılacak duruşmada davanın seyrini etkileyecek bir olay anlatacağını belirtmişti. Önceki gün yapılan duruşmada savunma sırası gelen Ilgar yansı yardımıyla duruşma salonuna çarpıcı fotoğraflar gösterdi.

"AYNI SERİ NUMARALARI"

Ilgar savunmasında Zir Vadisi’ndeki aramalarda bir adet açık yeşil renkli sis kutusu bulunduğunu söyleyerek sis kutusunun numarasının ve imal yılının göründüğü fotoğrafını gösterdi.

Daha sonra tuğamiral, Ankara Gölbaşı aramalarında çıkan açık yeşil renkli sis kutusunu da gösterdiğinde her iki sis kutusunun da stok numaralarının, imal yıllarının ve üzerindeki ezikliklerin aynı olduğu görüldü.

Ilgar olay yerinde ve emniyette çekilen mühimmatın fotoğraflarını ve tutanaklarını gösterdiğinde ise fotoğraf ve görüntülerde 12 adet sis kutusuna rastlanırken tutanaklarda 11 adet sis kutusu yazıldığını ve açık yeşil olan bahse konu sis kutusunun tutanaklara yazılmadığını belirtti.

"ÇİZİKLER VE EZİKLER BİLE AYNI"

Savunmasının devamında emniyetin savcılığa gönderdiği Poyrazköy kazılarında ele geçirilen mühimmat listesini gösteren Ilgar, bu listede de aynı açık yeşil renkli sis kutusunun bu listede de olduğunu belirterek “Sis kutusunun özellikleri yazıyor bu listede ve Poyrazköy’ de çıktı deniyor. Ama fotoğraflara baktığınızda 3 sis kutusunun da stok numarası, imal tarihi, üzerindeki çizikler ve ezikler aynı” dedi. Ilgar son söz olarak da bu davanın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na yönelik olduğunu hatırlattı.

ASKERHABER / İSTANBUL

OLAĞANÜSTÜ KURULTAY


1- Siyasi ilkeleri ve ekonomik programları, HAK VE EŞİTLİK PARTİSİ’yle tam mutabakat halinde olmaları nedeniyle, halen kurulu bulunan parti / partiler, kendilerini kapatarak HAK VE EŞİTLİK PARTİSİ’ne katılma kararının son aşamasına gelmişlerdir.

2- Katılımlar nedeniyle, HAK VE EŞİTLİK PARTİSİ, 20 MAYIS, Pazar günü, Ankara’da Genel Merkez Binasında, ‘‘ OLAĞANÜSTÜ KURULTAY ’’ yapacaktır.

3- Kurultayda, ‘‘ 80 kişiden oluşan ’’ Parti Meclisi ‘‘ 60 kişiden oluşur ’’ şeklinde değiştirilecek , 60 kişilik Yeni Meclis ve Merkez Disiplin Kurulu seçilecektir.

4- Parti Meclisi, Başkanlık Kurulu, Merkez Yönetim Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu’na seçilecek olanlar, birleşen partilerin, en seçkin, en özverili ve en inançlı üyelerinden oluşturulacaktır.

5- Katılacak parti / partililerin, Türkiye genelinde yaygın halde bulunan İl, İlçe ve Belde örgütleri de yapılacak olan kongrelerle HAK VE EŞİTLİK PARTİSİ’nin bünyesine dahil olacaklardır.

      Bilgilerini arz ve rica ederim.
Osman Pamukoğlu
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı



2 Mayıs 2012 Çarşamba

Bir toplum ne zaman lider arar?

Bulamazsa ne olur?


 Beykent Üniversitesi Nisan 2012


Kaynak: http://hakveesitlik.org.tr/medya/bir-toplum-ne-zaman-lider-arar-h234.html