5 Mayıs 2012 Cumartesi

Aldın mı Ağzının Payını?- Açık İstihbarat


Tayyip Erdoğan'dan aldığı talimatlarla karikatürlere tazminat davası açtıran Akif Beki, haline bakmadan yazar, sanatçı, karikatürist ve oyunculardan "12 Eylül duruşmasına neden gelmediniz" hesabı sormaya kalkışınca öyle bir cevap aldı ki...
 
Özellikle karikatüristler Bahadır Baruter, Gani Müjde ve Vedat Özdemiroğlu'nun Beki'ye verdikleri cevap hiciv tarihimize geçecek nitelikte...

Tayyip Erdoğan'dan aldığı talimatlarla gazetecilerin Başbakanlığa girişini yasaklayan, doğru haberleri yalanlayan, gazete yöneticilerine telefon açıp "şu muhabiri istemiyoruz" diye emirler veren, karikatürlere tazminat davası açtıran Akif Beki, haline bakmadan yazar, sanatçı, karikatürist ve oyunculardan "12 Eylül duruşmasına neden gelmediniz" hesabı sormaya kalkışınca öyle bir cevap aldı ki...
Özellikle karikatüristler Bahadır Baruter, Gani Müjde ve Vedat Özdemiroğlu'nun Beki'ye verdikleri cevap hiciv tarihimize geçecek türden...
Başbakanlık Basın Müşavirliği döneminde, Tayyip Erdoğan'ın giyotini gibi çalışan, sık sık aşağılanmak ve tokat yemek pahasına da olsa bu görevi hakkıyla ifâ ettikten sonra Radikal gazetesine gökten zembille indirilen Akif Beki, şimdi de bu gazetedeki köşesinden ve Kanal 24 yöneticiliğinden iktidarın medya müfettişi ve muhbiri olarak çalışıyor.
Sicilini hiç düşünmeden köşesinden ahkâm kesen Akif Beki' bu kez baltayı taşa vurdu. Dün yayımlanan "Tarık Akan niye orada değil" başlıklı yazısında http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1083973&Yazar=AKIF-BEKI&CategoryID=98
sanatçılardan hesap sormaya kalkışan Beki'ye gelen yanıtlar şöyle:
Bahadır Baruter:
Valla doğrusunu söylemek gerekirse Akif’i sinir etmek için gitmedik. Aradım arkadaşları, Tarık’ı, Orhan’ı, İbrahim’i falan, dedim ki gelin gitmeyelim, sinir olsun Akif. “Akif benim sünnetimde neredeydi” dedim. “Madem ki o onca yıl sonra gelen mutluluğumda beni yalnız bıraktı, gelmedi, kirvem olup elimi tutmadı, gelin biz de onu onca yıl sonra gelen bu mutlu gününde desteklemeyelim” dedim. “Onu en hassas yerinden incitelim, gerçek bir 12 Eylül muhalifini, bir demokrasi ve özgürlük savaşçısını desteklemezmiş gibi yaparak, derin hassasiyetlerine ve yüce davasına kayıtsızmış gibi durarak gösterelim tavrımızı” dedim. Akif her fırsatta 12 Eylül rejimine karşı sesini yükseltmiş, 12 Eylül’ün sağladığı imkânlardan yararlanmayı kesinkes reddetmiş, yararlananlarla bile beraber yürümeyi ilkelerine sığdıramamış, bir zamanların işbirlikçilerinin bugünkü popülist ikiyüzlülüklerine zerre itibar etmeyen, ilerici, özgürlükçü, demokrat bir aydındır. Ve Akif çektiği onca eziyetin, dışlanmanın ardından gerçekleşmekte olan yüce adalet sayesinde nihayet bir nebze gün yüzü görebilecektir. Ama Akif benim sünnetime gelmedi!.. Sen o sünnete gelecektin Akif!


Gani Müjde:

Bir söz var, “Erdal Eren’in yaşını büyütüp idam edenleri, Hrant Dink’in katilinin yaşını küçültenler yargılıyor” diye… Ben bunun bir şov olduğuna inanıyorum. Ve bu şovun bir parçası olmak istemedim. Tabii ki Kenan Evren’in yargılanması önemlidir, ama 12 Eylül’ün yargılanması başka şekilde olmalıydı. O darbeyi yapanlar hâlâ iktidarda. İnancımın eksikliği bundan. Bu sembolik bir dava, oysa sembolik olmamalıydı. 15 sene önce, 12 Eylül’ü yapanlar çatır çatır yargılanmalıydı. 12 Eylül anayasası hala dururken ‘Kimi kandırıyorsunuz?’ demek istiyorum.


Vedat Özdemiroğlu: Hem Uykusuz’da hem de Milliyet’teki yazılarımı ele alırsanız, kendimi Akif Beki’nin Evren’in yargılanmasıyla ilgili söylediklerinin dışında görüyorum. Ancak baskı dönemlerinde bu yetkili, kravatlı zevat ortalıkta görünmezken, 12 Eylül’e mizahçılar tepki gösteriyordu. 32 yıl sonra böyle bir çıkış yaparak, bizi eleştirmesi de çok saçma duruyor. Akif Beki, son dönemde mizaha ve mizahçılara çok kafa yoruyor. Her nereden kaynaklanıyorsa, kendisi bir anda mizah uzmanı oldu. Ancak mizahçılar siyasetten, onun mizahtan anladığından çok daha iyi anlıyor. Ülkede başka mevzu kalmamış gibi böyle bir eleştiriyle gelinmesi de saçma. Beki, Tayyip Bey’in gözdesi oldu diye kendine bir özgüven geldi. Mizahtan anlayan biri olsa, kedi çizimi yüzünden davalar açmaz, imzalatır, odasına asardı.

Tarık Akan:
12 Eylül’de gözaltına alınıp işkence gören Tarık Akan, Akif Beki’nin görüşlerine karşılık şunları söyledi: “Yurtdışındayım. İstanbul’da da olsaydım gitmezdim. Çünkü ben bu davaya inanmıyorum, yargılananların ceza alacağına da inanmıyorum. Bu bir oyundur. Asıl yapılmak istenen Balyoz davasını güncelleştirmek, bu davaya arka çıkmaktır.” 


Kaynak: http://www.acikistihbarat.com/haberdetay.aspx?id=10004

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder