29 Nisan 2012 Pazar

Bekir Coşkun: Parça parça gidiyorsun usta

Sonun Başındasın…
Herkes senin sürekli kazandığını sandı…

Oysa hep inişteydin:
2002: 365 milletvekili…
2007: 341 milletvekili…
2011: 326 milletvekili…

Eminim son seçimde aslında kaybettiğini bilen tek kişi de zaten sensin…
*
Bir hikâye vardı:
Mahkûmun birisini hastaneye gönderiyorlar, böbreğini alıyorlar… Bir dahaki sefere safrakesesini çıkartıyorlar… Bir daha gitti, bademciğini…
Son seferinde apandisitini aldıklarında, hapishaneye dönünce baş gardiyan kafasını hücreye uzatıp uyarıyor:
“Anladım ulan, sen parça parça kaçıyorsun…”
*

T-Ayıp / Müyesser YILDIZ

Tarihin intikamı mı? Şaka mı?

Dün Kıbrıs'ta soydaşlarımızı kurtarmak için yaptığımız barış hârekatına kızan ABD, Türkiye'ye ambargo ablukası ile diz çöktürmek istedi. O dar zamanda yardımımıza sadece Kaddafi, Libya yetişti!..


Aynı emperyalist bugün İran'a müdahaleye yanaşmıyoruz diye bizi kara listelere almakla tehdit ediyor ve tehdidi görüp İran'la alışverişimizi kısıyoruz. Telafisini de Libya'dan yaptırıyorlar.

Şimdi anladık mı Kaddafi'yi niye vahşice öldürttüklerini? Bugünlere, İran'a müdahaleye yığınak yaptıklarıını? Kaddafi yaşasa, Libya'ya el koymasalar telafiyi Libya'dan yapabilir, yaptırabilirler miydi? Şimdi Libya'da yüzlerce Kaddafi çıkmış, kimin umurunda?

Ve Türkiye'yi kim(ler) yönetiyor?

Deniz Feneri’nde ahlaksız teklif

Deniz Feneri davası kapsamında ahlaksız teklif. Savcıların görevden alınmasından sonraki bu iddia utanç verici olsa gerek; İşte ayrıntılar...
Deniz Feneri Derneği ile ilgili yürütülen soruşturmada şüphelilerden şikayetçi olan Sadık Deniz’in avukatı müvekkiline eski RTÜK Başkanı Akman’ın ve Kanal 7’nin Almanya’daki avukatlarından Hamdi Küçüktepe’nin şikayetinden vazgeçmesi karşılığında para teklif ettiğini iddia etti


Deniz Feneri’nde ilginç teklif Almanya’daki Deniz Feneri e.V Derneği’nin Türkiye bağlantılarının araştırıldığı ve aralarında eski RTÜK Başkanı Zahid Akman ile Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın bulunduğu 20 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame tamamlanmış ancak Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi yetkisizlik karar vererek dosyayı İstanbul’a göndermişti. Dosya ile ilgili İstanbul’un kararı beklenirken, çarpıcı bir iddia ortaya atıldı. Deniz Feneri soruşturmasında, RTÜK Başkanı Zahid Akman ile Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın bulunduğu 20 şüpheliden şikayetçi olan Sadık Deniz’in avukatı Coşgun, VATAN’a yaptığı açıklamada Frankfurt’ta avukatlık yapan ve Kanal 7’nin işlerini takip eden Hamdi Küçüktepe’nin, şikayetçi Sadık Deniz’e davadan çekilmesi için yüklü miktarda para teklif ettiğini söyledi.

‘Baskı kuruldu...’

HEP AYNI ASKER- POLİS YALANI



Son günlerde bir cümleyi sürekli tekrar ediyorlar: "Asker-Polis ilk kez omuz omuza operasyon yaptı." Bu büyük yalanı söylemek için 1990 ve sonrasında doğmuş olup, geçmişe dair tek kelime okumamış olmak ya da art niyetli olmak gerekiyor. Asker ile polisin birlikte operasyon yapması ilk kez mi oluyor? Bütün 1990'lar böyle geçmedi mi?
Televizyonlarda "ilk kez" vurgusuyla verilen haber Kazan Vadisi operasyonuyla ilgiliydi. Bazı gazeteler olayı çok büyük bir yenilik gibi verdi ve fotoğraflarla destekledi. Örneğin:
"Son operasyonda da asker-polis sıkı işbirliği sergiledi. Jandarma ve Polis Özel Harekat, Kazan Vadisi'ne birlikte girdi, iz sürdü. Teröre yardımla suçlanan kişilerin barındıkları yerler tek tek deşifre edildi." (Akşam-22 Nisan 2012)

Yılmaz Özdil: Fran’sanırım

Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil’den Erdoğan ve Gül’ü kızdıracak yazı...

Ürdün Başbakanı geldi.
Cumhurbaşkanımızla el sıkıştı.
Ürdün’e dönmeden istifa etti.

Başbakanımız Libya’dan ödül aldı, Kaddafi’yi linç ettiler. Cumhurbaşkanımız Mısır’a gitti, Mübarek’i kafese koydular.
Başbakanımız Saakaşvili’yle kucaklaştı, Rusya Gürcistan’a daldı. Cumhurbaşkanımız Yemen’e gitti, Yemen’de iç savaş çıktı.
Başbakanımız Lübnan Meclisi’nde konuştu, ertesi gün Lübnan işgal edildi. Suudi Kralı Türkiye’ye geldi, Cumhurbaşkanımızla Başbakanımıza madalya taktı, turp gibiydi, felç oldu, aylarca ABD’de hastanede yattı, zor düzelttiler.

28 Nisan 2012 Cumartesi

Atatürk'ün GAP Projesi "Ayrılıkçı Kürtçüler Bunu Biliyor Mu? / Sinan MEYDAN

                       Atatürk'ün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Yatırımları!


Atatürk, “çağdaş” bir Türkiye yaratmak istemiştir; hurafeler yerine “akıl” ve “bilimin” egemen olduğu, “kulluktan” kurtulup “birey” olan insanların “özgür iradeleriyle” kendi kendilerini yönettiği, eğitim seviyesi yüksek, herkesin birlikte çalışıp, birlikte üretip, birlikte bölüştüğü,“eşitlikçi” ve “tam bağımsız” bir Türkiye yaratmak istemiştir.

Atatürk, böyle bir Türkiye yaratırken, öncelikle Türkiye’deki Ortaçağ kalıntısı “kemikleşmiş” feodal yapıyı kırmakla işe başlamıştır.

Ancak, “tarikat” ve “cemaat” yapısı içinde kimliğini ve kişiliğini kaybetmiş, kaderini ağaya, şeyhe ve şıha bırakmış, ekonomik özgürlüğü olmayan, okuma yazma bilmeyen, dinle kandırılmış, emperyalist oyunlarla kışkırtılmış Kürt vatandaşları, 500 yıllık “feodalist” ve “emperyalist” kıskaçtan bir anda çekip almak çok da kolay olmamıştır.

Yüzlerce yıllık alışkanlıklar ve çıkarlar, genç Cumhuriyetin karşısına “dev bir hayalet” gibi dikilmiştir.

Atatürk, “Kürt sorununu” besleyen Doğu’daki “feodal yapıyı” kırmak için herşeyden önce “toprak ağası” durumundaki “aşiret reislerinin” topraklarını ellerinden alarak yoksul köylüye dağıtmanın, yani “toprak reformu”nun hesaplarını yapmıştır.

Osman Pamukoğlunun acı günü

Hak Ve Eşitlik Partisi Genel Başkanı Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu’nun babası Şakir Pamukoğlu(102) bu sabaha karşı evinde vefat etti.

Cenazesi Sinop / Gerze Merkez Yeni Camiinde kılınan ikindi namazı sonrası ilçe mezarlığına defnedilmiştir.



Bu acı gelişmeyle birlikte Hak Ve Eşik Partisinden, 'Genel Başkan Osman Pamukoğlu'nun 29 Nisan Pazar günü düzenlenecek olan Siyaset Eğitimi konferansı ileri bir tarihe ertelenmiştir' duyurusu yapıldı. (HaberOnline)

26 Nisan 2012 Perşembe

BÜYÜK ŞEF VE DALTONLAR PKK’ YA KARŞI!.

 Türkiye’nin ne gidişi gidiş, ne de yolu yol.. Her şey olacağına varacak..
Büyük şef Obama, kendi kabilesinin Vietnam, Somali, Irak, Afganistan’da fiyaskoyla biten siyasi ve askeri operasyonlarından çıkardığı yüksek derslerden sonra, Ortadoğu’daki kaynak savaşlarında Daltonlarla işbirliğine gitmeyi her yönden kendi çıkarlarına daha uygun görüyor..

  •             Büyük şef uyanık, çünkü sahne karman çorman, kimin ne maksatla, ne zaman ne yapacağı ve nasıl yapacağına şeytan bile akıl erdiremez durumda.. Niye kabilesinin çocuklarını ve milyar dolarlarını tehlikeye atsın!.. Anadan doğma vesayeti seven ve mandacılığa can atan Daltonları kullan, hizmetlerini al, çıkarlarını elde et.. Lübnan’ın güneyindeki Hizbullah, 1967- 1973 Arap İsrail Savaşlarının galibi İsrail Ordusunun fiyakasını birkaç yıl önce bozdu ve halen de bozabilecek bir güce sahip. İran’la sıkı temasta.. Suriye’nin hali yürütülen diplomasiler nedeniyle yürekler acısı. Irak kabak gibi üçe bölündü. Sunni ve Şii Araplar ile  kuzeyde otonom kürtler.. Dün Irak merkezi hükümeti, Türk Büyük Elçisi’ni çağırıp ‘‘ İç işlerimize burnunuzu sokmayın’’ ültimatomu verdi, Irak Şiileri de İran’la içi içe. İran’ın nükleer programı bir tarafa Malatya Kürecik’deki ABD Radar üssü, günü, zamanı gelince kapışmak için yeter de artar özellikler taşımakta..

  •             Daltonlar kim? Erdoğan Tayyip, Barzani Mesud, Kılıçdaroğlu Kemal ve Bahçeli Devlet. Son ikisinin ne alakası var demeyin.. İlk iki Dalton Büyük şefin talimatlarını ya başka bir ülkeden ( G.Kore gibi ) ya da Amerika’ya gidip alıyor.. Diğer ikisine rüzgarlar getiriyor.. Daltonların lafları: ‘‘ Müzakere, mücadele; güvenlik kuvvetlerinin operasyon gibi bir derdi yok!.’’ ( Bu ülke salmalık ya )  ‘‘Türkiye ve PKK ateşkes yaparsa, katkı sağlarım’’ ( Büyük adam dediğin böyle konuşur) ‘‘ Terörün bitmesi için hükümetin getireceği her projeyi destekleriz’’  ( Aslında hükümetin ne yapmak istediğini biliyor, kendisinin de niyeti aynı ama bunu AKP’ye söyletmek istiyor. Tıpkı somun pehlivanı) Dördüncü Dalton ise mangal yelliyor.. Savur savurabildiğin kadar.. ‘‘ Kandile bayrak dikelim.’’ Aradan 30 yıl geçmiş, hala bu değirmeni kimin döndürdüğünü anlamamazlığa  geliyor.. Uyan babaya geldik, ne söyleyeceksen, ki yok, şunu Büyük şefe söylesene ( Bir şey dikersinde, bu ancak tüy olur..)

  •             Aslında Büyük şef ve Daltonların tuzu kuru. Olan bu milletin çocuklarına oluyor. Ortada operasyon vesaire görülmezken gün geçmiyor ki gazetelerde tek tek şehit ilanları çıkmasın.. Dün Bingöl kırsalında 3 şehit ve 9 yaralıya bakınca, PKK’nın pususuna düştükleri ortada.. Kaçırılan askerler, polis ve kaymakam ise kimsenin umurunda değil..Son PKK hareketlerine TV.lerde ve gazetelerde yorum yapan avanaklar halen ‘‘ son çırpınışı, tükenmenin sebepleri’’ demezler mi!.

  •             Türkiye’nin ne gidişi gidiş, ne de yolu yol.. Her şey olacağına varacak.. İş İşten geçtikten sonra saç baş yolmanın ve dövünmenin de kimseye faydası olmayacak..

            Her şey göz göre göre oluyor, yazık çok yazık…

Osman PAMUKOĞLU
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı

Barzani Kerkük'ü Resmen İstedi

Barzani, Irak iç sorunu çözülmezse bağımsız ‘Kürdistan’ı ilan etmeyi planlıyor.Kürt lider, Kerkük’ü ‘Kürdistan’a dâhil etmek Türkiye ile birlikte yönetmek istiyor.

Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin Türkiye ziyaretinde Başbakan Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile yaptığı görüşmelerin ana teması, Irak’ın siyasi durumu, Suriye konusu ve PKK’nın etkisizleştirilmesiydi. Ancak asıl görüşme Barzani ile Erdoğan arasında İstanbul’da yapıldı ve burada bir dizi konuda karşılıklı mutabakat zemini oluşturuldu. 

MGK'ya "Exeter" Damgası Vuruldu… / Ahmet TAKAN




 
Son dakika haberleri olarak dün sabah ajanslara düştü; “Hakkari Valisi Muammer Türker, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri olarak atandı. Türker, 30 Nisan’da Çankaya Köşkü’nde gerçekleşecek olan Nisan ayı olağan toplantısına katılacak.”

Görünüşte, rutin, bürokratik bir atama gibi gelebilir. Ama öyle değil!..
Önce hafızlarda tazeleme yapalım;
İngiliz Exeter Üniversitesi’ni nasıl bilirsiniz?
Hani şu; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de bir süre eğitim gördüğü meşhur üniversite!..

23 Nisan 2012 Pazartesi

"GİZLİ TANIK" GÖRDÜKLERİNİ KAĞITTAN OKUR MU?



Silivri'de tutuklu bulunan Aydınlık yazarı Hikmet Çiçek, yazısında ilginç bir olaydan bahsetti. Bir gizli tanığın kim olduğunu sorgulayan Çiçek'in son yazısı, verdiği detaylarla çok konuşulacak gibi...
İşte Çiçek'in yazısının ilgili bölümü:
"Diğer gizli tanıklar gibi kimliği biliniyor. 11 Ocak 2009 tarihli Aydınlık Dergisi'nde bütün marifetleri yazıldı. Ergenekon ana davasında 4 duruşma boyunca dinlenen "Dilovası"ndan söz ediyoruz.
26 Aralık 2011 günlü Silivri Notları'nda "çöplükten çıkarılmış" bu sözle tanığı anlatmıştık. 16, 17 ve 19 Nisan 2012 günlerinde işte bu gizli tanık dinlendi.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek duruşma salonunda yok. "Cezalı." Salonda avukatı da yok. Ama savcı Mehmet Ali Pekgüzel'in yol vermesiyle "Dilovası", Perinçek aleyhinde konuşuyor, yalan söylüyor, iftira atıyor. Bu duruma itiraz fayda etmiyor. İtiraz edeni mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese hemen susturuyor.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

 Türk Ulusu'na Kutlu Olsun.

23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı, en kötü ve en zor şartlarda Türk Ulusu’nun tüm dünyaya, onurlu ve başı dik bir millet olarak yaşamak isteğinin cesaret ve azimle her türlü mücadeleye hazır olduğunun ilanıdır.



Bu anlamlı gün Türk Ulusu’na kutlu olsun.

YAŞASIN VATAN, YAŞASIN TÜRK MİLLETİ.
Osman Pamukoğlu
 

22 Nisan 2012 Pazar

DİRENMEK YAŞAMAK DEMEKTİR…

Türkiye Cumhuriyeti bugün büyük bir saldırı altındadır. Amerika’sı, Avrupa’sı, şeriatçısı, PKK’lısı candan, sıkı bir işbirliği içerisinde, dört koldan, tüm güçleri ile yüklenmektedirler.
Savaş alanı cumhuriyettir; Cumhuriyet ideolojisidir, Cumhuriyet ekonomisidir.
Başta ulus-devlet ve bağımsız Türkiye olmak üzere, Kurtuluş Savaşımızın tüm kazanımlarını ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.
Okullar İmam hatiplere, Kuran kurslarına dönüştürülüyor. Sınavlarda Türkiye Cumhuriyet yerine, “Yeni Türkiye Devleti” deniliyor. Tevhidi-tedrisat (öğretim Birliği) ayaklar altında. Hukuk, Nemrut Mustafa Paşaların hizmetine girmiş. Aczmendiler ellerinde değneklerle sokaklara dökülmüş, Cumhuriyete meydan okuyorlar…

21 Nisan 2012 Cumartesi

OKTAY SİNANOĞLU:“TARİHTEN SİLİNİŞİN EŞİĞİNDEYİZ”


Ceviz Kabuğu bu hafta ilginç açıklama ve görüntülere sahne oldu.
İzleyicilerin çok büyük bir ilgi ile izleyip, katıldıkları programda ilkler yaşandı.
Digitürk’te olmamasına rağmen, Karadeniz TV’de Ceviz Kabuğu’nu izleyenler, Oktay Sinanoğlu’nu twitter’ta TT denen, yani o anda ülkede “en çok konuşulan kişi” (Top Trend ya da Trending Topics) yaptılar.
Öte yandan, Prof. Sinanoğlu bir izleyicinin sorusuna sinirlenerek ayağa kalktı, gitmek istedi, ama Cevizoğlu’nun sözleri üzerine geri döndü.

Ancak, uzun süre stüdyo içinde ayakta volta atarak konuşmasını sürdürdü.
Bu arada, 3 saat 45 dakika süren Ceviz Kabuğu programının sonlarına doğru, Sinanoğlu’nun ikiz çocuklarından 4,5 yaşındaki oğlu Alper, stüdyoya dalarak volta attı, ayakta konuşan babasının boşalan koltuğuna oturdu, koşturdu. İzleyiciler bu durumu, “tam bir aile ortamı, samimiyet ve TV’de ilk” diye değerlendiren mesajlar attılar.

20 Nisan 2012 Cuma

MECLİS TİYATROSU


  •   Y-Anayasa
“Meclis tiyatro”da tiyatrocuları kıskandıracak bir performansla sürekli yeni bir oyun sergileniyor. Her oyun arasına bir reklam giriyor:
 Y-Anayasa(!)…
Y-CHP gibi yani… Soros’un turuncu rengine boyanmış, Barzani sosuyla tatlanmış, PKK tabağında servis: Bölünme yasası…
Okyanus ötesinden verildiği aşikar olan ev ödevi Türk Milletine Y-Anayasa olarak yutturulmaya çalışılıyor.
 Meclis tiyatronun tek aktörü olan Erdoğan çalıyor, muhalefet oynuyor. Muhalif görünümlü yedek oyuncular halkın gazını alarak olası bir patlamanın önüne geçiyor.
 Erdoğan 2007 yılında Özbudun’a bir anayasa sipariş etti. Yap bir kilo pirzola der gibi; “bir anayasa YAP” demişti. Hazırlanan Y-Anayasa taslağı Amerika’ya götürüldü. Görücüye çıktı.
 Taslakta nelerin olduğunu Türk Halkı asla öğrenemedi.

19 Nisan 2012 Perşembe

İmralı şartları Silivri’de neden yok?


Ruhat Mengi
Ruhat Mengi
rmengi@gazetevatan.com

Birkaç gün önce Silivri Cezaevi’nde inceleme yapan muhalefet milletvekilleri “Mahkumlar için ayrılan bölümde hayvanın bile barınamayacağını” açıkladılar. Çoğu doktor olan milletvekilleri (beraberlerinde TBMM İnsan Hakları Komisyon üyesi 2 milletvekili ve AİHM eski yargıcı Rıza Türmen de varken) Silivri Cezaevi’nde hasta tutuklularla görüşmüş ve kaldıkları odaları incelemişler.


Türk Milletine ve Devletine Milli Bir Lider Şart / Aslı Kılıç DEMİRCAN

Mustafa Kemâl Atatürk 10 Kasım 1938’de vefat eder etmez başladı Cumhuriyetimizin ve değerlerinin tasfiye planı.


1939’da ABD ile ilk dış borçlanma anlaşması 1939’da yapıldı. Hem de Atatürk’ün daha 1921’de Kurtuluş savaşının yokluk dolu o günlerinde “...Batılılardan borç almak onların tahakkümü altına girmektir” sözüne rağmen.

Sonrasında İngiltere, Fransa, Almanya ile aynı bağımlılık ilişkisi kuran anlaşmaların devamı geldi.

Sonra ABD’ye ekonomik imtiyaz tanımayan ilk anlaşma yapıldı. ABD’ye bağımlı olmak anlamına gelen bu anlaşma yapıldığında M. Kemal vefat edeli henüz 4,5 ay olmuştu.

1942’de ABD ile “Türkiye ABD’nin gereksinim duyduğu bilgi, hizmet, madde ve kolaylığı sağlayacaktır” denilerek bir anlaşma daha yapıldı.

Operasyonun Perde Arkası... / Arslan BULUT

Tayyip Erdoğan’ın Suriye sınırındaki olay sebebiyle “NATO sınırımızı korumak durumundadır” açıklamasının hemen ardından 28 Şubat gözaltıları başladı. “Ne ilgisi var” diyenler olabilir. Yüzde yüz ilgisi var. 28 Şubat neydi? Önce ona bakalım.

Mahir Kaynak’a göre Erbakan yönetimindeki Refah iktidarı Amerikan karşıtıydı ve tasfiye edilmesi gerekiyordu. Bu sebeple suni irtica hareketleri oluşturularak 28 Şubat darbesine gerekçe hazırlandı ve sonuçta Amerikan karşıtı Erbakan ve ekibi tasfiye edildi. Yerine, Ecevit iktidarlarından sonra, CIA’nın Türkiye uzmanı Graham Fuller’in planladığı ve arzuladığı gibi bu zaman aralığında eksikleri tamamlanan Yenilikçiler getirildi.

"DURUM İÇİNDEN ÇIKILMAZ HALE GELDİ"

İnternet Andıcı davası kapsamında tutuklanan Genelkurmay eski Başkanı Başbuğ, Cumhuriyet gazetesine mektup yazdı

Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Cumhuriyet gazetesine gönderdiği mektupta İnternet Andıcı ve (SÖZDE) ikinci Ümraniye davasının birleştirilmesinin davaları içinden çıkılması zor bir duruma soktuğunu yazdı.

F TİPİ'Nİ YAKALADI AMA...

TSK’daki Fethullahçıları saptadı, 9 yıl hapse mahkûm edildi

(SÖZDE) Balyoz davasında da yargılanan Hâkim Albay Ahmet Zeki Üçok, Kayseri'de görülen "Fethullahçı astsubaylar davasında" 9 yıl hapse mahkûm edildi. Üçok'un karara itiraz edeceği belirtildi.
Kayseri'de Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sızan Fethullahçı astsubayları soruşturan Albay Ahmet Zeki Üçok hapse mahkûm edildi.

18 Nisan 2012 Çarşamba

Sn. Osman Pamukoğlu Acı Kahve Programı 17.04.2012

Genel Başkanımız Sayın Osman Pamukoğlu Gündemi Değerlendirdi.
Acı Kahve Programı 17.04.2012 - BEYAZ TV



Yeni Petrol Kanunu ile yabancılara kırmızı halı

Enerji Bakanı Yıldız, 139 maddelik yeni Petrol Kanunu’nu Bakanlar Kurulu’na sunduklarını belirterek, ruhsat alanlarını daraltarak, daha çok sayıda aramayı hedeflediklerini söyledi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türk Petrol Kanun Tasarısı ile ilgili olarak, “Gerçek yatırımcının önünü açan, spekülasyonu amaçlayanların da kısmen önünü kapatan bir yapı kurguladık” dedi. Bakan Yıldız, KKTC’de karada yapılacak petrol aramalarıyla ilgili olarak, “26 Nisan’da Türk Yurdu-1 Kuyusu’nda petrol sondajına başlayacağız” dedi. Bakan Yıldız, karada da denizde de geniş arama alanı olduğuna dikkati çekerek, buralarda ruhsat alanlarını daraltarak, daha çok sayıda çalışabilmeyi temin etmeyi istediklerini kaydetti.

Devlet başkanı havasına girdi!

AKP, düne kadar “postal öpücü” diye aşağıladığı Barzani’ye kucak açtı. Peşmerge reisi, Gül ve Erdoğan’la görüşecek.

Peşmerge reisi devlet başkanı gibi ağırlanacak
Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile bir araya gelecek peşmerge reisi Mesud Barzani, Irak’ın terörist olarak aradığı Tarık el Haşimi ile de görüşecek.
Haber : Ceyhun BozkurtIrak’ın kuzeyindeki sözde Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani,  Türkiye’ye iki günlük bir ziyarette bulunacak. Devlet başkanı gibi ağırlanacağı belirtilen Barzani, bugün İstanbul’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile buluşacak.

REKLAMIN KÖTÜSÜ BÖYLE OLUR


007 James Bond serisinin son filmi “Skyfall”un İstanbul Eminönü ve Beyazıt’ta gerçekleşen çekimleri için, önce ağaçlar kesildi, yollar kapatıldı. Sonra bir motosikletli, kovalamaca sırasında tarihi bir binada yer alan mücevher dükkânının vitrinini paramparça etti. Aralarında Hürrem yüzüğünün de bulunduğu birçok özel mücevherat yerlere saçıldı. İşyerine gelip tutanak tutturan Mete Boyberi, “Dükkânım olan bina 1461 ila 1489 yılları arasında yapılmış. Omotor alev alıp dükkânımı yaksa bunun hesabını kim verecekti? Şikâyetçiyim” dedi. Daha sonraki gün olan pazartesi ise özellikle 550 yıllık tarihi Kapalıçarşı’nın, 1785’te yapılan, 227 senelik çatısına çıkarılan motosikletler, kiremitlerin üstünde cirit atıp, bazılarının kırılmasına neden oldu. Habertürk muhabiri, Kapalıçarşı’nın çatısında gerçekleşen motosikletli kovalamaca sahnesini görüntülemeyi başardı.

Kurduğu ajans da Atatürk’ü sildi!

Kamu kurumlarında Atatürk’e karşı tavır sürüyor. Anadolu Ajansının web sitesinden “Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 1920” yazısı kaldırıldı.
Web sitelerinin yenilenmesi ile valiliklerin ve bakanlıkların resmi web sitelerinde daha önce yer alan Atatürk resimlerinin ve sözlerinin kaldırılmasına bir yenisi daha eklendi. Başbakan Erdoğan’ın eski danışmanı Kemal Öztürk’ün Anadolu Ajansı’nın başına getirilmesinden sonra sitede yer alan,
“Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 1920” yazısı kaldırıldı.

16 Nisan 2012 Pazartesi

BOYUN EĞİŞİN MÜKAFATI ESARETTİR..

 Bütün şerefli işler, başlangıçta imkansız görünür… 
Halkın idarede söz ve hak sahibi olduğu demokrasi yolu, kolay olamadığı için, zor göze alınan bir yoldur. Bu yol, çok sayıda insana en çok sorumluluk yükleyen bir güzergâhtır. Başarısızlıklar, sapmalar olmaktadır ve olacaktır da. Demokrasilerdeki özgürlük, insandaki baskı altından kurtulma, hak arama ve fırsat kollama gibi duygu ve davranışları ortaya çıkararak bir yaşama biçimine dönüştürecektir. Demokrasi için en büyük tehlike kötü yasalarla onu, ‘‘ bir sayı sisteminden başka bir şey olmadığı ’’ şekline dönüştürmektir. Bu durumda, ellerine geçirdikleri araçlarla sansür uygulayarak, iletişim ve reklam yoluyla düşünce ve fikir hareketlerini yönlendirerek, sözde halkın isteğine dayanan totaliter hükümetler ortaya çıkar. Demokrasi, eninde sonunda, ya sürüp gidecek ya da onu ne pahasına olursa olsun sürdürmeye çalışan inançla birlikte çöküp gidecektir. Demokrasi evde başlar ve ancak yüksek nitelikli yurttaşlık bilinciyle ve gerçek değerleriyle yaşatılabilir. Demokrasi demek, erdemli insan demektir. Sarp ve dikenli bir yoldur, emek ve fedakârlık gerektirir…

Ali Eralp yazdı: SİZ ÖNCE KAYIP TRİLYONUN, DENİZ FENERİ’NİN HESABINI VERİN, ONDAN SONRA GEÇMİŞİNİZLE YÜZLEŞİN…

Bir geçmişle hesaplaşma, bir yüzleşme furyasıdır gidiyor…


Muhalefetle iktidar bu alanda birbiriyle yarışıyorlar.
Tüm partiler uzlaşarak darbeleri araştırmak üzere Mecliste bir Araştırma Komisyonu kurdular.
Arkasından 28 Şubat tutuklamaları geldi.
Bir ara Dersim bahanesiyle Atatürk’e ve Atatürk dönemine, Cumhuriyete saldırmak da moda olmuştu. Muhalefetle iktidar aynı dili kullanıyordu. Sabahattin Ali’yi CHP’nin öldürttüğünü bile iddia ettiler.
Arkasından ulusal bayramlarımızın ve “Gençliğe Hitabe”nin yasaklanması geldi.
MHP yine “Koltuk değnekliği” görevini sürdürerek AKP’nin 28 Şubata yönelik harekâtına tam destek veriyor. Yapılanları alkışlıyor.
Ama kayıp trilyonlar, Deniz Fenerleri karşısında dut yemiş bülbüle dönüyor. Milletvekilini zindanlarda tutarak millet iradesini gasbeden bir hükümetle HAK ARAMA ÇALIŞMALARINA girişiyor. Yeni Anayasa çalışmaları yapıyor.
Bu cangıl ormanında hangi haktan, hangi hukuktan söz ediyorsunuz?

HEPAR’dan Çolakoğlu’ndan sert açıklama!


Hak ve eşitlik partisi HEPAR parti meclis üyesi ve 24.dönem milletvekili adayı Ertan çolak oğlu Amasra’da  kurulması planlanan  termik santral ile ilgili süreç aynı zamanda da Başbakan Erdoğan’ın dindar gençler yetiştireceğiz söylemi ve ülke gündeminde yaşanan gelişmelerle ilgili açıklamalarda bulundu.

  Amasra’da kurulmak istenen termik santral ilgili hükümetin ve AKP’nin tutarlı politika üretemediklerini  belirten Ertan Çolakoğlu hükümetin en çok politika malzemesi yaptığı halk idaresi söylemlerinin Amasra’da dinlemediğini belirti.
  Hükümetin Suriye ile ilgili politikalarını da eleştiren Çolakoğlu iktidarı küresel güçlerin taşeronluğunu yapmakla suçladı..

  AYRIŞTIRMA POLİTİKASI ZİRVEDE.
----------------------------------------------------
  Çolakoğlu şöyle konuştu  

Teslimiyetin Belgesi NATO Füze Kalkanı Antlaşması'dır / Erol BİLBİLİK

Teslimiyetin Belgesi NATO Füze Kalkanı Antlaşması'dır

ABD Başkan’ı Obama’nın; Başkan Bush döneminin “Doğu Avrupa Füze Kalkanı Projesi” yerine, savunma stratejisini Türkiye üzerinden devreye sokması, Washington’daki yoğun bir çalışmanın ürünüdür. Rusya’nın ciddi eleştiri ve karşı çıkmalarına yol açan Doğu Avrupa Füze Kalkanı Projesi’nden geri adım atıldığı görüntüsünü veren Başbakan Obama yönetimi, gerçekte füze kalkanının gemilerde ve karada olmasına karar vermişti. Bu değişikliğin nedenini de İran’ın daha çok kısa ve orta menzilli füzelere sahip olmasına bağlamıştı. Projenin mimarlarından Stanford Üniversitesi fizikçisi ve füze savunma uzmanı Dean Wilkening, 19 Eylül 2009’da söz konusu projeye Türkiye’nin dahil edilmesine karar verildiğini açıkladı.

14 Nisan 2012 Cumartesi

Aşağıdaki metni imzalar mısınız?

“Toplantıda bilhassa Anayasa ile Atatürk milliyetçiliğine bağlı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olarak belirlenen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı çağdışı bir kisve altında zemin oluşturmaya yönelik rejim aleyhtarı faaliyet gözden geçirilmiş;
- Türkiye Cumhuriyeti’nin, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş medeniyet yolunda, demokratik sistem içersinde ilerlemesini teminat altına alan Anayasa ve Cumhuriyet yasalarının uygulanmasından asla taviz -erilmemesi gerektiği,
- Anayasa’nın tanımladığı Cumhuriyet’in demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerinin sağlıklı bir şekilde düzenlenmesine imkân sağlayacak güvenlik, huzur ve toplumsal barışın önem ve öncelik taşıdığı,
- Cumhuriyet ve rejim aleyhtarı yıkıcı ve bölücü grupların “laik’ ve “anti laik’ ayrımı ile demokratik ve sosyal hukuk devletini güçsüzleştirmeye yeltendikleri,
- Türkiye’de laikliğin sadece rejimin değil, aynı zamanda demokrasinin ve toplumun da teminatı ve bir yaşam tarzı olduğu,

BANU AVAR : Suriye Bahane ! Batının Hedefi Türkiye !

BANU AVAR : Suriye Bahane ! Batının Hedefi Türkiye !
Türkiye ‘büyük tuzağa’ düşer de, Suriye’ye şu ya da bu şekilde ‘fiili müdahaleye’ kalkışırsa, karşısında dikilen güçler kimler olur?

‘Şu ya da bu’ dediğimiz şey, askeri müdahaleden, ‘insani koridor’ yaratma teşebbüsüne kadar farklılaşan olası durumlardır.

Pek tabii ki Türkiye’nin Suriye topraklarının bir kısmına girmesi durumunda, Türkiye, Suriye’ye karşı SAVAŞ açmış sayılacaktır.. Suriye-Türkiye savaşının içinde yeralacağız. Ondan sonra Türk vatandaşları ve Türkiye yönetimi, Suriye vatandaşları ve yönetimi için tehdit ve düşman olacaktır..

AKP HÜKÜMETİ MEMLEKETİ SATILIĞA ÇIKARIYOR

Yabancıya mülk satışı yasasında değişiklik yapılarak yüzde 10 sınırı kaldırılıyor. Yeni yasa uyarınca yabancılara mütekabiliyet esası da olmadan gayri menkul satılabilecek. Mevcut uygulamada il ve ilçelerde yüzölçümün, en fazla yüzde 10’luk bölümü yabancılara satılabiliyordu.


TBMM Adalet Komisyonunda görüşülen tasarı konusunda bilgi veren Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ‘’Mütekabiliyet şartını kaldırıyoruz ama artık Dışişleri Bakanlığı'nın onay verdiği ülke vatandaşlarına satış yapılacak, amaç yatırımları çekmek'' dedi. Bayraktar, devletin yabancıların gayrimenkulüne el koyma hakkı olduğunu da belirtti. MHP'li Celal Adan ise, devletin, uluslararası anlaşmalara göre el koyamayacağını söyledi.

DEMOKRASİ Mİ! HANİ NEREDE?.

Siyaset, mahkeme salonuna girerse, adalet arka kapıdan çıkar…

Ne kadar demokrat bir ülkede yaşıyorum? Kendim de demokrat mıyım? Özgürlüğü en yüce erdem olarak kabul ediyor muyum? İşte sınavı:

İfade özgürlüğü, karşı koyma özgürlüğü, dönemin hükümetini eleştirme özgürlüğü var mı?
Halkın onaylamadığı bir hükümeti görevden alma hakkı var mı ve iradesini gerçekleştirecek iyi yasalarla yollar açık mı?

Yürütmenin ( hükümet ) şiddetinden, linç tehdidinden ve herhangi bir siyasi partiye bağlı herhangi bir kuruluşun tehdidinden uzak hukuk mahkemeleri var mı?

12 Nisan 2012 Perşembe

MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN

Yıllardan beri dinlediğimiz masalları, yalanları, kınamaları, intikamı büyük olacak palavralarını, kiralık kalemlerin yazılarını, kiralık aydınların televizyon programlarını, sözde emekli askerlerin televizyonlara çıkıp yaptığı değerlendirmeleri, sözde devlet adamlarının timsah gözyaşlarını görmeye devam edeceğiz. Yine 5-10 uçak kalkacak, boş dağları bombalayacak, 200-300 terörist öldürdük yalanları söylenmeye devam edecek.
  

11 Nisan 2012 Çarşamba

SOSYAL VE POLİTİK DÜZEN ÇÜRÜMÜŞTÜR!.

Bir ülke yarı köle, yarı özgür insanlardan oluşursa sürekli yaşayamaz. Ve bir ülke, en fakir kişisi kadar fakir ve halkının en okumamış insanı kadar cahildir..

BU KADAR MASKARALIK YETER.

En nihayetinde sırası geldi, İstanbul köprüleri ve tüm otoyolları da satıyorlar. Gayrimenkul satmalar da zıvanadan çıktığı için, 40 – 50 yıl sonra İstanbul nüfusunun 1/3ü Arap olursa kimse şaşırmasın..

Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı da bu muhteremlerin hükümetleri döneminde, %120 arttığı için, şimdi de ‘‘denetimli serbestlik’’ adı altında mahkumlardan şartları uygun olanları dışarı bırakacaklar. Akılları, fikirleri para pul ve  onun nasıl yapıp edipte keselerine gireceğini hesaplamak olduğu için, serbest bırakmak yeni hapishaneler yapmaktan daha karlı geliyor bunlara…

Köprüler çöküyor, barajlar devriliyor, maden ocakları yıkılıyor, cinayetlerin sonunun geleceği yok, intiharlar birbirini takip ediyor. Fakirler artık fakir bile değil, tam tabiri ile sefillik içinde yaşam sürdürürken, hala kırmızı halılarla bakan karşılıyor ve lüks hayat sürüyorlar. Huber köşkçü ve Dolmabahçe’ci her hafta sonu bir resmi bahaneye hafta sonu, ‘‘ İstanbul hayatlarında’’ yaşam sürdürüyor..

10 Nisan 2012 Salı

İÇ VE DIŞ DÜŞMANLAR KOVULUNCAYA DEK...

İÇ VE DIŞ DÜŞMANLAR KOVULUNCAYA DEK “GENÇLİĞE HİTABE” IŞIĞIMIZ, KILAVUZUMUZ OLACAKTIR…


İç ve dış düşmanlar bütünleştiler. Medyasıyla, patronuyla, ABD’si ile AB’si ile birleşip, güç birliği yaparak, bağımsızlığımızı ve cumhuriyetimizi ortadan kaldırmak için, el ele, omuz omuza verdiler.
“Mevcudiyetimizin ve istikbalimizin yegâne temeli, en kıymetli hazinemiz Türk İstiklali ve Türk Cumhuriyeti”, yüz yıl önce olduğu gibi yine tehlikeye girdi.
“Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edildi, bütün tersanelerine girildi…”

Bu ses kaydı Türkiye'yi sarsacak!


Kaynak: Haberiniz.com.tr

Oktay SİNANOĞLU: “Bu Böyle Gitmeyecektir!” / Feza TIRYAKİ

Oktay Sinanoğlu, dün gece (6 Nisan 2012), Karadeniz TV’de canlı yayında konuştu, soruları yanıtladı. Hulki Cevizoğlu’nun sunduğu izlencede ilginizi çekecek soru ve yanıtların bazılarını sizler için yazdık. Oktay Sinanoğlu anlatıyor:
Dil ve Ahlâk!
Dil toplumun gönlünü yüzdüren gemidir.


Gittiğim bazı üniversitelerde iki üç sene içinde gençliğin ahlâkının nasıl değiştiğini görüp hayretler içinde kaldım.

Bu arada iyi şeyler de oluyor ama… Benim işim bilim. Bir de bu ülkemin tarihten silinmemesi için -ata borcum olarak- uğraşmak…

5 Nisan 2012 Perşembe

BDP'yi bitirecek iddia!

BDP teşkilatında ‘halk mahkemesi’ iddiası!

KCK-Türkiye Meclisi iddianamesinde, bir tanığın BDP ilçe teşkilatında kurulan ‘halk mahkemesi’, bu mahkemedeki sorgulama ve araç yakmalar hakkında ifadesi de yer aldı.

KCK soruşturması kapsamında 2. iddianame de hazırlandı. Savcı İstanbul Tandoğan tarafından hazırlanan iddianame onay için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. 500 sayfalık iddianamede 43’ü tutuklu 50 sanık yer alıyor. Şüpheliler arasında eski milletvekili Mahmut Alınak da var. Açılacak davanın İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde önceki gün açılan dava ile birleştirilmesi de talep ediliyor.

İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen tarafından KCK-Türkiye Meclisi hakkında hazırlanan ve mahkemenin önceki gün kabul ettiği birinci iddianamede, tanık Barış Demirhan’ın ifadelerinde, BDP ilçe teşkilatında kurulan ‘Halk Mahkemesi, bu mahkemedeki sorgulamalar ve araç yakma eylemlerinin nasıl organize edildiği bilgileri de yer aldı.

Demirhan, 6 Ocak 2011’deki ifadesinde, PKK’lı olduğu iddia edilen kişilerle kavga ettikten sonra BDP Maltepe ilçe teşkilatında nasıl sorgulandığı iddiasını şöyle anlattı:

2012 Nisanı: Türk 'Baharı'! / Banu AVAR

Ross Wilson’ın 6 Ocak tarihli yazısını dikkatle okuyun… Erkan Güçiz derlemişti... [1]

Ne diyor o yazıda * eski ABD Türkiye büyükelçisi ve istihbaratçı Wilson:

1. Başbakan Erdoğan Türk ordusuna karşı giriştiği operasyona başarıyla devam ediyor!

2. Artık Ordu komutanları ‘terörist’ konumunda! Hayaller gerçek oldu…

3. Bundan sonraki adım Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılanmasında...

4. Bu gibi yargılamalar Türk askerinin gözden düşürülmesinde ileri bir adım olacak...

5. Tüm bu tutuklamalar, halkı ve siyasi çevreleri, tartışmalı Anayasa değişikliğini iknaya zorlayacak.

6. Bu tutuklamalar, orduda, yargıda, siyasette, bu değişimi kısıtlamak isteyenleri korkutacak.

7. Halk bu tutuklamalar konusunda fazla ses çıkarmıyor…

8. Yargılamalar, Türk ordusuna darbe indirirken aynı anda iktidarı da yıpratıyor...


4 Nisan 2012 Çarşamba

AKP REJİMİ

TÜRK ULUSU, İKİ TUZAKLA YÜZYÜZESİN!..

Kimlik siyasetinin araçları olarak, dinsel siyaset bağlamında İslamcı Siyaset ( AKP ) ile etnik kimlik siyaset bağlamında Kürt etnikçiliği ( PKK ve BDP ) Türkiye’yi toplumsal ve siyasal bütünlük bakımından savurup dağıtacak ölçüde oldukça mesafe aldılar.. Mevcut düzen partileriyle bunun önü kesilebilir mi? Hayır.. Çünkü işlerin bu raddelere gelirken katedilen yolda zaten hepsi siyaset yapmadılar mı? Sonuç ortada.. Meclistekiler maaşlarının artışlarında, dil kursunda gidecek milletvekillerine devletten para verilmesinde, yurtdışında tedavi görecek yedi sülalelerinin sağlık harcamalarının karşılanmasında, 23 bin liraya kadar telefon masraflarının halkın vergilerinden ödenmesinde hepsi ham hum şaralop.. Bu arada meclis lokantasına zam geldi, çorba 50 kuruştan bir liraya, etli yemek, bir liradan iki liraya çıktı. Her kim yaptıysa çok ayıp etmiş; böyle hukuk, böyle demokrasi, böyle hak ve özgürlük mü olur, muhteremlerin hane bütçesi altüst oldu!..

Çılgın Türkler - Kıbrıs / Turgut ÖZAKMAN

Türk kalmak için verilen 100 yıllık şaşırtıcı, dehşet verici mücadele.

T. Özakman'ın Diriliş, Şu Çılgın Türkler ve Cumhuriyet-Türk Mucizesi eserlerinden oluşan Türkiye Üçlemesi, toplam 623 baskı yapmıştır.

Yazar bu kez yine yakın tarihimizin büyük konularından biri olan Kıbrıs sorununu yazdı. Kıbrıs'ın fethinden günümüze kadarki çarpıcı olayları, direniş destanlarını, Kıbrıs'ın yüz yıllık Milli Mücadelesini ve Barış Harekâtını bir bütün olarak yine belge-roman tarzında işledi. Çılgın Türkler-Kıbrıs'ın da üçlemenin gördüğü benzersiz ilgiyi göreceğine inanıyoruz.

Okumaya başlayınca hak vereceksiniz.

Çılgın Türkler-Kıbrıs'tan birkaç parça:

ADALETİN TERAZİSİ BIRAKIN ŞAŞMAYI, BU KEZ ÇILDIRDI…


Erdal Sarızeybek yazdı

Ne için emekliye ayrıldığımı “Ya Gazi Paşa Duyarsa” demiş ve size anlatmıştım. Bir köstebek yüzünden, adı Yalçın Tanfer, derinlerden gelen bir köstebek, yıl 2003. Kulakları çınlasın Şener Paşamı da aldattı bu köstebek, Levent Paşamı da, Atilla Uğur albayı da. Kalbimi kırdılar bu köstebeğin iftiralarıyla, yılmadım, uğraşıp didindim ve sonunda aklandım, aklanıp aklanmaz dilekçemi verip ayrıldım, hepsi bu, bir kalp kırıklığı.

Hiç de kolay olmadı doğruluğumuzu anlatabilmek, dile kolay iki yıl, oradan oraya koşmalar, taşınmalar, mahkemeler, hastaneler, soruşturmalar, üzüntüler ama sonunda kazandık, başardık, aklandık. Köstebek hariç kimseye kırgınlığım yok, kızgınlığım da, bunlar hiç olmasa iyi olurdu ama ne yapalım, hayat bu… Bunlar da başımıza gelecekmiş deyip sineye çektik, bağırmadık çağırmadık, sessizce köşemize çekilip hatıralarımızla yaşamaya başladık, yıl 2005.

3 Nisan 2012 Salı

ÖZGÜRLÜK VE CESARET..

İnsanların kaybettikleri her şey korkaklıkları yüzündendir…


Siyasal birliğin bozulması devleti yok eder, sebebi hükümetin zayıflığıdır. Devlet özgür insanların birliğidir. Özgür insanlardan oluşan bir nüfus ve iyi gelir düzeni kurulmadan devlet sağlıklı sayılmaz, adalet olmadan da yönetilmez. Adalet ulusal yaşamı korur. Devlette ‘‘ yüksek yürütücü sınıfın’’ hem siyasette , hem de bürokraside konuşlanma ve yer tutmasının önünün kesilmesi şarttır. Bunlara engel olacak tek husus, özgür bireylerin örgütlenerek ‘‘hak’’ araması ve hesap sormasıdır. ‘‘ Bir millet ne zaman durur?’’ Sorusunun cevabı ise: ‘‘ Bireyselliğini kaybettiği zamandır.’’

Ulusun serveti, gücünün bir parçasıdır. Servet eşitliği, hırsızlığı sona erdirmez ama, meydanın da kendilerine bırakılmayacağını bildirmek gerekir.. Kendi işini başkalarından beklemeye alışmış insanlardan oluşan millet ile, kendi işini kendi görmeye alışmış insanlardan oluşan millet arasındaki fark, özgürlüktür. Bireyselliği çökerten, ezen her şey istibdattır. Özgürlük bireysel gelişmeyi sağladığı gibi, bireysel mutluluğu da sağlayan temel güçtür. Toplumsal mutluluk bireyin mutluluğuna bağlıdır..

Yozlaşmış demokrasi; çenebazlar, demagoglar, şaklabanların çokluğu ve bürokrasinin keyfiliği ile anlaşılır, tıpkı Türkiye de olduğu gibi..

74 milyonluk ülkenin eğitim seviyesi ortalamasının 6 yıl olduğu, 13 milyonun sefil yaşadığı, bankalardaki mevduatın %80’nin nüfusun %8 ‘ine ait olduğu bir memlekette, bu işleri, mevcut düzen partilerinin düzelteceğini sananların da alnını karışlarım..

Etrafı ve içi yanan ülkenin nerelere doğru sürüklendiği meselesine gelince, nelerle karşılaşacağını görmeyenlere söylenebilecek tek bir söz  bile nafiledir..

Bir şey yapmayanlar, yapamadıkları için çok konuşurlar.. Sözcükler çok ucuzdur.. Erdemli yaşam, cesaret ve sürate dayalı eylemdir..

İnsanların kaybettikleri her şey korkaklıkları yüzündendir…

   Osman PAMUKOĞLU
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı


kaynak: http://hakveesitlik.org.tr/haberler/genel-baskanimizdan/ozgurluk-ve-cesaret-h209.html

Bekir Coşkun: Teğet geçirdiler…

Zamlar güzel oldu… Biraz az olmakla birlikte iyi…

*
Kimsenin sesi çıkmadığına göre, demek ki teğet geçirdiler…
*
Tepki gösterenler var tabii…
Tüketiciler ara sokaklarda toplandılar… Kadınlar maşaları aldılar ellerine… Erkekler kazma saplarını…
Çıktılar caddeye…
Öbür sokaklardan gelenlerle birlikte meydana indiler…
Polis kızdı:
“Ne istiyorsunuz?..”
“Zamlar geri alınsın…”
O an polis de zam yapanlara kızdı:
“Kim ki bu zammı yaptıysa, taaaa…”
O da yürüdü…
Zam yapan bakanı çarşafa sokup bakanlığın arka kapısından içeri aldılar ki, tüketiciler tarafından tanınmasın…
İktidar bir çare arıyor şimdi…
Pakistan’da…

2 Nisan 2012 Pazartesi

'VİVA' Miva, OLEY Moley!.. / Cem YAĞCIOĞLU


'VİVA' Miva, OLEY Moley!.. / Cem YAĞCIOĞLU


Ve maalesef yandaş medya ve yazarlarından sonra, şimdi de ulusalcı site ve gazetelerde yazan ahkâm kesen yazarların, doğruları halka tüm çıplaklığıyla anlatmadığı bir garip dönemden geçiyoruz ve asıl tehlike buradadır ve işte ben –biz- bu yüzden günah keçisi ilan ediliyor ve her ortamdan dışlanıyoruz. Niye?..

Şu an internet ortamında yayın yapan siteler dâhil, paylaşım alanları dâhil; mutlak derecede İP ve onun yandaşlarınca yönetilmekte ve ‘Atatürkçü oluşum’ adı altında akla zarar paylaşımların yanında ‘Türk Milleti’ kavramı değil ‘Türkiyelilik’ kavramı ön plana çıkartılmaya çalışılmaktadır! Ancak bu partinin ulusal çapta yayın yapan bir tv kanalının bulunması, ulusal bazda yayın yapan gazetesinin olması ve iyi örgütlenmiş gençlik teşkilatlarının bulunması pek çok ulusalcı yazarı –tabi bu sadece kendilerinin düşüncesi- bu parti ve yandaşlarıyla çatışmaya girmeden yazılarımı yayınlar geçerim fikriyle harekete zorluyor! İşte bir ‘Kemalist’in, sahte dincilere ait olan; ‘hedefe ulaşmak için her yol mübâhtır’ sözüyle hareket etmesi kabul edilemez bir tutumdur; biz bir şekilde linç edilirken kimseden çıt çıkmamasının sebebi budur! Onlarla çatışırsa pek çok imkândan mahrum kalacaktır, pek çok yerde yazıları yayınlanmayacak, paylaşılmayacaktır; ‘be hey Dürzi’, sen nasıl Kemalist’sin, benim –bizim- doğruları yazdığımızı adın gibi bilmene rağmen, hatta bir zamanlar neredeyse dirseğimin kenarını yalarken, şimdi ne oldu da çıtın bile çıkmıyor! Şiirler düzüyorsun orda-burda; ‘Kemalist’im’ ‘devrimciyim’ diye voltalardasın… Yazıklar olsun topunuza..

Düşman: Türk Hava Kuvvetleri!

ABD, İsrail ve Yunanistan’ın Akdeniz’de ortak yaptığı Noble Dina tatbikatının senaryosundaki ‘düşman güçlerinin’ Türk Hava Kuvvetleri’ne benzediği öne sürüldü.

Yunan basınına göre, tatbikatın amacı Rumlara ait doğalgaz platformlarına yapılacak saldırıya nasıl karşı konulacağı planlamak.

Yunanistan, İsrail ve ABD’nin Doğu Akdeniz’de geçen hafta başladıkları “Noble Dina” adlı hava, deniz ve denizaltı tatbikatıyla ilgili ilginç bir detay ortaya çıktı. Geçen hafta pazartesi günü başlayan ve 5 Nisan’a kadar sürecek tatbikatın ilk aşaması Antalya’nın Kaş ilçesi karşısındaki Meis Adası ile Kıbrıs Rum Kesimi arasında gerçekleştirildi. Kıbrıs’ın güneyi ve İsrail’in Hayfa limanında devam edilecek tatbikata Yunanistan dört adet F-16 savaş uçağı 1 fırkateyn ve 1 denizaltı ile katılıyor. ABD tarafından ise 6’ncı Filo tatbikatta yer alıyor. Tatbikata üç ülkeden toplam 10 adet savaş gemisi ve hava araçları katılıyor.

Silivri Treni'nde Neden Gaza Basıldı?

 Müyesser YILDIZ
Tüm ihtimalleri kestirmeden özetliyorum:


  • AİHM dahil tüm çıkış delikleri kapandı.

  • 2012 YAŞ’ından önce dava bitmeli; ki muvazzaflar "gönül rahatlığı" ile tasfiye olsun. Yani YAŞ kararı ile "ihraç" yerine mahkeme kararı ile "ihraç" gerçekleşsin. Şüpheli dijital "deliller" tartışılıp kamuoyunda yankılanırken, bunlar incelenmeden savcının mütalaa vermesi... Bundan bir gün önce Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın Zaman Gazetesi aracılığıyla: "Generallerin yargılanması, terörle mücadelede zafiyet oluşturmuyor." demesi... Bir anlamda, "onlar olmasa da olur" algısını yaratması...

  • Cemaat/camianın bu davaları hayat-memat meselesi görmesi... Başbakan Erdoğan’ın kendi akibetinden bile şüpheye düşüp cemaati sıkıştırmaya başlaması... Hüseyin Gülerce’nin kısa bir süre önce: "Hükümetin bu davaları savsaklama, kapatma niyetinde olduğu konuşuluyor. Kimse bu davaları kapatmaz, kapatamaz." demesi... Ya Erdoğan Silivri’ye de el atarsa?!..

  • New York Times çok kısa bir süre önce dedi ki: "Gelecek birkaç ay çok önemli. Erdoğan, Orta Doğu’da lider rolünü üstlenebilir; fakat kendi demokrasisini güçlendirirse daha güvenli olur."... Birileri, Başbakan Erdoğan’ı göndermeden önce Silivri hesabını da kapatıp onun kucağına bırakmayı düşünüyor olabilir...

  • Ve tabii, bu davalar zincirinin ana kaynağı/sebebinde sona gelindiğinin, ortamın ve milletin "hazma" hazır olduğunun sanılıp "PKK’nın siyasallaşması, Öcalan’ın özgürleştirilmesi ve Kürdistan" paket programının çırılçıplak önümüze konması aşamasında, Silivri’dekilerin "paketlenmesi"...

****
Son dakika ilavesidir:

Vekillerin Telefon Faturaları Milletin Cebinden!
MİLLETVEKİLLERİNİN CEP TELEFONU FATURASI DEVLETTEN

TBMM Başkanlık Divanı’nın onayına sunulacak bir dizi yönetmelikle, Meclis lokantasındaki fiyatlara zam ön görülüyor.

Milletvekillerinin dil ve eğitim bedelleriyle, vekillerin 23 bin liraya kadar olan telefon görüşmeleri TBMM bütçesinden karşılanacak.

Cumhuriyet Gazetesi’nden Ayşe Sayın’ın haberine göre; Başkanlık divanının yarınki toplantısında TBMM’nin Ayrancı Refik Belendir Sokak’taki sosyal tesisin kapatılması ve Meclis’ten taşınan askeri taburun yerine yeni sosyal tesis yapılması, yemek ücretlerine zam konularının da görüşülmesi bekleniyor. Komisyon gündemine gelecek diğer bazı yönetmelikler şöyle: