31 Mart 2012 Cumartesi

PEKİ, EV SAHİBİNİN HİÇ Mİ SUÇU YOK?



Hırsızlar, talancılar, yağmacılar, dinciler, sömürgeciler, kanunsuzlar kara bulutlar gibi çöktü sevgili yurdumuzun üstüne.
Ata mirasımızı, kültürümüzü, ulusal varlıklarımızı, yüzyıllar boyunca kanımız canımız pahasına kazandığımız, üzerine titrediğimiz, uğruna şehitler verdiğimiz vatanımızı bölüyorlar, parçalıyorlar, satıyorlar.
Ormanlar yağmalanıyor.
Yer altı ve yer üstü kaynaklarımız talan ediliyor.
4+4+4 eğitim sistemi ile laik “Öğretim Birliği yasası” ayaklar altına alınıyor. Bu şeriatçı eğitim sistemine karşı çıkan öğretmenler coplanıyor, yerlerde sürükleniyor, gözlerine biber gazı sıkılıyor…
Komutanlar içeride. Türkiye Cumhuriyetinin ordusuna karşı operasyon düzenleniyor.
Ama PKK’nın, PKK’lıların kılına dokunan yok. Üstüne üstlük bir de devlet yetkilileri onlarla kapalı kapılar arkasında özerklik görüşmeleri yapıyorlar.
PKK komutanlarına verilen değer, Türk ordusunun komutanlarına verilmiyor.
Belgelerde 1500 sahteciliğin saptanmasına karşın Komutanlar hakkında 15-20 yıl arası hapis cezası isteniyor.
Gerçek terör örgütü ve onun temsilcileri en geniş özgürlük ortamında tehditler savurup, dilediğini söylerken, dilediğini yaparken, yaptırırken, 700 bin kişilik ordunun Genel Kurmay Başkanı “Terör örgütünün yöneticisi” olarak yargılanıyor.
İlker Başbuğ’un deyişi ile “Dünyanın hiç bir ülkesinde hem ülkenin Silahlı Kuvvetlerinin Komutanı, hem de bir silahlı terör örgütünün yöneticisi Genelkurmay Başkanı görülmemiştir…”
Peki, bu günlere nasıl geldik? AKP iktidarı gökten zembille mi indi? AKP iktidarı Cumhuriyetin, ordunun, Atatürk Devrimlerinin, Milli Eğitimin nasıl altından girip üstünden çıktı.
Nasıl İrtica ile mücadele edenler suçlu, irtica suçsuz oldu? Nasıl Üniter, ulus devletten yana olanlar, ulusalcılar suçlu; bölücüler, şeriatçılar suçsuz oldu? Nasıl Atatürk’ler, Kubilay’lar suçlu, Damat Ferit’ler, Derviş Mehmet’ler, Sait Nursi’ler suçsuz oldu?
Bütün bu olup bitenlerde tek suçlu AKP mi?

26 Mart 2012 Pazartesi

AL BİRİNİ, VUR ÖTEKİNE!..

Eğer dinleyici sağırsa, müzik hiçbir şeydir…

Hak ve Eşitlik Partisi, 4 Eylül 2008’de kuruldu. O tarihten itibaren de halk’a gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği resmi programından alıntılar:
 
Hak ve Eşitlik Partisi Resmi Program Kitabı sayfa 19, paragraf 3; ‘‘ Kalabalık değil, demir bilye gibi ordu reformuna gidilecek, mevcutlar 200 – 250 bini aşmayacaktır. Askerlik süresi 6 – 9 ay arasına indirilecek ve tek tip askerlik olarak, hayata yeni atılan gençler arasında eşitlik ve hakkaniyet sağlanacaktır.’’
 

5 Mart 2012 Pazartesi

Kim ne derse desin...

Kim ne derse desin Yine de Vatan, Yine de Türk Bayrağı, Yine de Türk Milliyetçiliği, Yine de Atatürkçülük…
Erdal Karasu

Kim ne derse desin Yine de Vatan, Yine de Türk Bayrağı, Yine de Türk Milliyetçiliği, Yine de Atatürkçülük…      

“Biz” ne kadar saldırılsa da, ne kadar planlı hareket edilse, ne kadar üzerinde projeler üretilse de bu kavramlardan asla vazgeçmeyeceğiz. Bu ancak, belki genetik şifrelerimizden “Türklük” genini çıkarabilirlerse olabilir. Türk milletinin hiçbir şeye ihtiyacı yok. Onun özgüveni yeterde artar. Yeter ki kendini bilsin ve “KARTAL” olduğunu hiç aklından çıkarmasın. Çünkü sonradan “KARTAL” olunmaz, varsa vardır. Ve Türk Milletinin, bu özellik doğuştan kanında, canında, genlerinde var.


Bugün öylesine sohbet eder gibi, laf olsun diye konuştuğumuz, güya akademik düzeyde, aydınlar (!) tarafından yapılan tartışmaları üzülerek dinliyorum. Konuştukları konu Türk Vatanı, Türk Milleti, Türk dili üzerindeki senaryolar. Elbette konuşmalar olabilir. Ancak konuşmalar asla ve asla Türk Milletinin menfaatlerinin dışına çıkamaz. Şanlı Türk destanı olan “Ergenekon Destanı” mahkeme dosyalarında dava ismi olamaz, olmaması gerekir. Milletler ve insanlar geçmişte yaptıkları ve gelecekte yapacakları ile anılırlar. O şanlı geçmişi bir milletten almaya kimsenin hakkı yoktur. Televizyonlara çıkıp da Türk Milletinin menfaatlerine aykırı konuşmalar yapan sözde aydınlar bizden değildir, Türk kimliğini öğütmek, yok etmek isteyen kesimlerin maşalarıdır. Ben de daha önce Başbakanımızın söylediği “Ya sev Ya da terk et” sözünü tekrar etmek istiyor ve katıldığımı belirtmek istiyorum.  İnsan yarinden vazgeçer mi? Kesinlikle hayır. İşte bizim için de YAR “Vatandır, Bayraktır, Türklüktür, Türk Dilidir, Geleneklerimizdir, Atalarımızdır, Fatih’dir, Kanuni’dir, Atatürk’tür, Şehitlerimizdir, Zaferlerimizdir, Dinimizdir, İnançlarımızdır, acısıyla tatlısı ile geçmişimizdir.” Çünkü bizi biz yapan bütün değerlerimizdir. Kendini Türk Milletinin  bir ferdi olarak hisseden her Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı bu BÜYÜK GÜCÜN vazgeçilmez bir parçasıdır. Kimse unutmasın ki: Bu ülkede beyaz –siyah, şu –bu, dinli-dinsiz yoktur, sadece ve sadece ilelebet var olacak TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VE MİLLETİ vardır. Herkes tarafından bu böyle bilinsin.