30 Ekim 2011 Pazar

DARBE PLANI ÖYLE YAPILMAZ BÖYLE YAPILIR

28 Eylül 2011 tarihi itibariyle, Hasdal Askeri Cezaevinde tutuklu 56
muvazzaf general ve amiral ile 200 Subay ve Astsubay var.

Buna
Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan emekli general ve amiraller ile
subay ve astsubaylar dâhil değildir.

Bunların içinde; zamanın Ordu, Kolordu, Tümen ve Tugay Komutanları
ile Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları da var.
Balyoz Darbe Planı kapsamında toplam 194 general, amiral, subay ve
astsubay, darbeye teşebbüs etmekle itham ediliyorlar.
1. DARBE PLANI ÖYLE YAPILMAZ:
Diyorlar ki:

"Darbe planı hazırladılar ve 1nci Ordu Komutanlığı'nda düzenledikleri
seminerde provasını yaptılar."
Hadi diyelim ki inandık:
Darbe planı hazırladılar. Ama Dünyanın hiçbir yerinde yüzlerce subay
ve astsubayların katıldığı bir ortamda, darbe planlarının provasını
yapacak kadar saf bir tek asker bulamazsınız.

Diyorlar ki:

"Darbe yapmak için toprağa, silah ve mermileri gömdüler. Topraktan
silah fışkırıyor."

Hadi diyelim ki inandık:

Darbe planı hazırladılar ve toprağa silahları gömdüler. Ama
cephaneliklerin anahtarları zaten darbe yapmakla itham edilen general
ve amirallerin ellerindeydi. Neden toprağa gömsünler? Aynı tür silah
ve cephaneler, acaba başka kimlerin ellerinde var?

Diyorlar ki:

"Darbe planını hazırladılar, provasını yaptılar, toprağa silahları
gömdüler ama zamanın Genelkurmay Başkanı farkına vardı ve darbeyi
engelledi."
Hadi diyelim ki inandık:

Darbe planları hazırladılar, provasını yaptılar, toprağa silahları
gömdüler. Acaba; kararlarını vermiş, provalarını yapmış, silahlarını
hazırlamış ve vurucu gücü elinde bulunduran ordu, kolordu, tümen ve
tugay komutanları ile Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlarını
Genelkurmay Başkanı engelleyebilir miydi? Hem, böyle bir vahim durumda
neden görevini yaparak, derhal görevden alınmalarını ve askeri
mahkemede yargılanmalarını sağlamadı?

Diyorlar ki:

"Bir gazeteci tarafından bavulla getirilen belgeler, döşeme altına
saklanmış CD ve yazışmalar var. "

Hadi diyelim ki inandık:
Darbe planları hazırladılar, provasını yaptılar, toprağa silahları
gömdüler ve Genelkurmay Başkanı farkına varıp engelledi.

Pekiyi ama neden bu belgeleri imha etmeyip, bavulla gazetecilerin
eline geçsin diye ortalığa saçtılar ve döşeme altlarına sokuşturdular?

Esas darbe planının kayıtlı olDuğu 11 numaralı CD, yapılan bilimsel
incelemeler sonunda neden sahte çıktı?

Polis tarafından, bazı sanıkların telefonlarına neden sahte suç
delilleri yüklendi. Bu durum ortaya çıkınca, neden yanlışlıkla
(sehven) olmuş dediler?
Diyorlar ki:
"Darbe ortamı yaratmak için cami bombalayacaklarmış veya Ege Denizinde
kendi uçağımızı düşürüp Yunanlılar düşürdü diyerek harp
çıkaracaklarmış."

Hadi diyelim ki inandık:
Darbe planları hazırladılar, provasını yaptılar, toprağa silahları
gömdüler, Genelkurmay BaşKanı farkına varıp engelledi ve cami
bombalayıp, uçak düşüreceklerini de tespit etti.

Ama bu tür iddiaları ispatlayan bir tek yazılı ve ıslak imzalı belge
yok. Ayrıca, bu gibi iftiraları içeren CD'nin sahte olduğu bilimsel
olarak kanıtlandı.

Ayrıca, darbe yapmak için harp çıkarmayı göze alabilecek kadar gözü
dönen insanlar, harp çıkararak başlarını belaya sokmadan darbeyi
yapıverirler, her şey olur biterdi. Darbe yapmak için harp çıkaracak
kadar aklını, fikrini ve vicdanını yitiren bir tek asker bulamazsınız.
Esas, bu gibi iddiaları Türk Ordusuna yamamaya çalışanların ne kadar
şeytanca düşünebildiklerini, ahlak ve namustan yoksun olduklarını
göstermektedir.

Hem, bütün bunların farkına vararak darbeyi engelleyebilen Genelkurmay
Başkanı; cami bombalayıp, kendi uçağımızı düşürebilecek kadar aklını,
fikrini yitirmiş ordu, kolordu, tümen ve tugay komutanları ile Deniz
ve Hava Kuvvetleri komutanlarını neden görevde tuttu?

Ayrıca, Darbe yapmak için her şeyi göze alabilecek kadar kararlı olan
zamanın komutanları, birdenbire hidayete erip sessiz sedasız
görevlerini sürdürüp emekli olmaya mı karar verdiler?

Eğer, gerçekten darbe yapmaya karar verip, bu kadar hazırlık yaptıktan
sonra, hemencecik vazgeçerler miydi?

Her şey, Türk Ordusunu tasfiye etmek amacıyla düzenlenmiş şeytanca bir
plan olamaz mı?
2. DARBE PLANI ÖYLE YAPILMAZ BÖYLE YAPILIR:

a. Öncelikle, Dünyanın süper gücü Amerika'nın, Ortadoğu'daki
petrol kaynaklarını kontrol altına almak maksadıyla; Amerikan yandaşı
olmayan yönetimleri devirmek için hazırladığı
"Büyük Ortadoğu Projesi"
isimli darbe planına taşeronluk yapmayı kabul edeceksiniz.

b. Bu plan kapsamında kurulması öngörülen
"Bağımsız Kürt
Devleti'nin" oluşturulmasına göz yummaya razı olacaksınız.

c. Kuzey Irak Kürt Yönetimi'nin sorumlu olduğu bölgede yuvalanan
PKK terör örgütüne karşı, Türk Ordusu'nun kapsamlı "sınır
ötesi harekât" yapmasına izin vermemeyi taahhüt edeceksiniz.

d. İslam Dünyasının tepkilerini kontrol altına almak amacıyla;
Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından "Ilımlı
İslam" adı altında yaratılmaya çalışılan düzmece dinin sözde
halifeliğine teşne bir cemaat imamı bulacaksınız. Bu imamı Vatikan'a
gönderip Papa'nın elini öptürerek Hıristiyan Dünyasının onayını
alacaksınız.

e. Cemaat tarafından, fakir ve maddi desteğe muhtaç çocuklara
sunulan yurt ve ev gibi olanaklar kullanılarak okutulan ve bu süreç
içinde mürit haline dönüştürülen adamlarınızı; vali ve kaymakam gibi
Devletin idari kademeleri ile hâkim ve savcı gibi adli birimlerine ve
Emniyet İstihbarat kuruluşlarına sızdıracaksınız. Bunlara; "Aman,
Devlet gücünü tamamen ele geçirinceye kadar kendinizi belli etmeyin"
diyerek çok sıkı tembihte bulunacaksınız.

f. Tıpkı Arap ülkelerinde "Müslüman Kardeşler örgütünün"
yaptığı gibi; gezici erkek ve kadın vaizler görevlendireceksiniz. Ülke
çapında düzenli olarak cami ve ev sohbetleri organize edeceksiniz. Bu
sohbetlerde, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş temelleri olan "ülkesi ve
milletiyle bölünmez bütünlük, laiklik ve Atatürk ilke ve devrimlerini"
kötüleyerek, din kisvesi altında insanların beyinlerini yıkayacaksınız.

Halkı, Hıristiyanlıkla uyumlu olarak yaratılmaya çalışılan "Ilımlı İslam"
yönünde şartlandırmaya çalışacaksınız.
g. Müritlerinizi sızdırdığınız emniyet, istihbarat ve özel olarak
oluşturduğunuz birimlerle; muhaliflerinizin telefonlarını dinleyecek
ve yatak odalarına varıncaya kadar gözleyip, kişilerin özel
hayatlarını kaydedeceksiniz. Bunları kesip, biçip ekleyerek sahte suç
delilleri oluşturup, yeri ve zamanı gelince kullanmak üzere
arşivleyeceksiniz.

h. Kendinize biat etmiş bir yandaş medya oluşturmak amacıyla;
tarafsız ve muhalif medya kuruluşları üzerine emrinizdeki vergi
denetim uzmanlarını salarak, astronomik vergi cezaları kestirerek
iflas noktasına getirip ele geçireceksiniz. Muhalif yazarları
ekmeğinden edeceksiniz.
i. Ağzınızı açtığınız andan itibaren; Türk, Kürt diye başlayıp
32 etnik kimlik sayacaksınız, arkasından laik-anti laik, Alevi-Sünni,
dindar-din karşıtı gibi etnik, mezhepsel ve ideolojik bazda milleti
ayrıştırarak böl parçala yönet taktiğini uygulayacaksınız.

j. Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini sarsıcı ve kuruluş
ilkelerine aykırı plan ve projelere karşı çıkan aydınlar ile Türk
Ordusunu tasfiye etmek amacıyla, gerekli hukuki altyapıyı
oluşturacaksınız. Bunun için:

 1) Demokrasiye aykırı olan Devlet Güvenlik Mahkemelerini
kaldırıyoruz diyerek, bunların yerine "Özel Yetkili Ağır Ceza
Mahkemeleri" kuracaksınız.

 2) Bu mahkemelere, özel olarak yetiştirdiğiniz yandaş hâkim ve
savcıları atayacaksınız.

 3) Söz konusu mahkemelerin hâkim ve savcılarına; "Şüpheli olarak
gördükleri kişileri 10 yıla kadar sorgusuz sualsiz tutuklamak dâhil"
çok geniş yetkiler vereceksiniz.

 4) Türk Ceza Kanunu'na; "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye
Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını
kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezası verilir" maddesini ilave edeceksiniz.

 5) Böyle her yöne çekilebilecek bir madde sayesinde, istenirse
"hükümete muhalefet eden herkese bir kulp takarak, müebbet hapisle
yargılama imkânı" yaratacaksınız.


 6) Terörle Mücadele Kanununda; "Müdafiin dosya içeriğini incelemesi
veya belgelerden örnek alması, soruşturmanın amacını tehlikeye
düşüRebilecek ise, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim
kararıyla bu yetkisi kısıtlanabilir" şeklinde değişiklik yapacaksınız.


 7) Böylece, Türk hukuk sistemine "GİZLİ DELİL" kavramı sokacaksınız
ve sanığa "suçu ve neyle suçlandığı" söylenmeyerek savunma hakkının
kısıtlanmasını sağlayacaksınız.

 8)
Bu arada; "Terörle Mücadele Kanunu'nda Anayasal düzenin
değiştirilmesi için örgütün silahlı örgüt olması şartı"

getireceksiniz.
Böylece:
Tarikat ve cemaatlerin; Cumhuriyet Anayasasının öngördüğü

anayasal düzene karşı yürüttükleri eylemleri, suç kapsamı dışına
çıkaracaksınız.

İktidarda olmanın verdiği gücü kullanarak;

Silah kullanmaya gerek kalmadan,  ülkenin anayasal düzenini
"Sivil darbe yoluyla Ilımlı İslam Cumhuriyeti'ne ve  tek adam
diktasına dönüştürmeyi"  müebbetlik anayasal suç olmaktan
kurtaracaksınız.

Buna karşılık; Anayasal görevi ve doğası gereği, silahla donatılmış olan

Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını, istendiği zaman bir kulp takılarak,
kolayca " Anayasal düzeni değiştirmek için silahlı örgüt kurdular" ithamlarıyla
yargılamanın
yolunu açacaksınız.
 9) Tanık Koruma Kanunuyla, hukuk sistemine "GİZLİ TANIK" müessesesini

sokacaksın. Buna göre; aleyhinize şahitlik yapan kişi veya kişilerin;
"Yüzleri saklanıp, sesleri değiştirilip ve kimlikleri gizlenerek duruşma

sırasında  veya duruşma salonu dışında ses ve görüntü akarımı yoluyla şahitlik
yapmalarına"
imkânı sağlayacaksınız.

10) Böylece; "Etkin pişmanlık yasasından faydalanmak veya sanıklardan

intikam almak isteyen terörist eskileri ile pek çok cinayetin faili olduğu
belirlenen  kişilerin bile, Tanık Koruma Kanunundan yararlanarak temize
çıkmak için
yalancı şahitlik yapmalarının" yolunu açacaksınız.

 11) Bir kanun çıkararak "Anayasal düzene karşı suçlar" ile "terör" ve "çete"

suçları doğrudan özel yetkili sivil savcılıklar tarafından soruşturulacak hükmü
getireceksiniz. Bu değişiklikle, askeri bölgede bile işlenmiş olsa (disiplin
suçları hariç) muvazzaf subayların sivil yargı tarafından yargılanmalarının
yolunu açacaksınız.
 12) Yeni bir kanun çıkararak; "Hâkim ve savcıların bir soruşturma,
kovuşturma  veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet
veya verdikleri  her türlü kararlar nedeniyle; Kişisel kusur, haksız fiil veya
diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hâkim veya savcı aleyhine
tazminat davası açılamaz"
hükmü getireceksiniz.
Böylece; Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin hâkim ve savcıları,

siyasal iktidarın ve  cemaatin  istediği kişileri, haksız yere bilerek ve isteyerek
10 yıl tutuklu olarak içeride  yatırsa ve sonunda beraat etseler bile, o hâkim ve
savcı aleyhine dava açmalarının yolunu kapatıp, yaptıklarının yanlarına
kâr kalmasını sağlayacak güvenceyi vereceksiniz.

 13) Muhalif aydınları, medya mensuplarını, bilim insanlarını, siyasal rakiplerinizi

ve  Türk Ordusunu "Silahlı terör örgütü veya silahlı çete" olarak itham etmenin
yolunu işte
böyle açacaksınız.
 14) Ayrıca, Anayasa değişiklikleri yaparak; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna

ve Yüksek Yargıya "Adalet Bakanlığı eşeği aday gösterse, oyumu verip seçerim"
diyebilen  ve "Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak hukukçu olmayan birisini
seçebilecek kadar"  siyasal iktidara biat eden zihniyete sahip hukukçuları
kilit noktalara getireceksiniz.

  15) Buna karşılık, siyasal iktidar ile cemaat mensuplarının aleyhine karar veren

hâkim ve savcılar ile "Deniz Feneri" davasını soruşturan ve yandaşınız olmayan
savcıları bir günde görevden alıp haklarında soruşturma açacaksınız.

k. Artık sıra, muhaliflerinizi ve Türk Ordusunu tasfiye etmeye gelmiştir.

Korkmayın,  arkanızda "Büyük Ortadoğu Projesi ile Ilımlı İslam" konularında
taşeronu olduğunuz Amerika ve Avrupa Birliği var.
Buradan aldığınız hızla "Durmak yok yola devam" diyeceksiniz ve:

  1) Muhalifleriniz ve istemediğiniz komutanlar hakkında, isimsiz ve
imzasız ihbar e-postaları gönderceksiniz.


 2) Bu ihbarlara dayanarak, özel yetkili savcılarınız ve yargıçlarınız
derhal, muhaliflerinizin evlerinizi arama ve gözaltı kararı verecekler.

 3) Emniyetteki müritleriniz sabaha karşı, muhaliflerin evlerini basıp
sözde ihbarla ilgili ve ilgisiz ne varsa toparlayıp götürecekler.
Bu arada, önceden hazırlanmış sahte suç delillerini de toplanan belgeler
arasına sokuşturacaklar. Önceden haberdar ettikleri basın mensuplarının
kameraları önünde, muhaliflerin onurlarını kıracak tarzda gözaltına alacaklar.

 4) Gözaltına aldırdığınız muhalifleriniz, Emniyette 2 gün tutulacak
ve gece yarıları kaldırılıp ifadeleri alınacak.

 5) Bundan sonra, muhaliflerinizi, özel yetkili savcınız karşısına alıp
sorgulayacak ve Özel yetkili mahkemeye sevk edecek. Özel yetkili
yargıçlarınız da, derhal tutuklama kararı verecek.

 6) Bütün bunlar yapılırken; tutuklattıklarınıza "Neyle suçlandıkları

ve suç delillerinin neler olduğu" söylenmeyecek.
Böylece, kendilerini savunma imkânları ve adil yargılanma hakları
kısıtlanacak.

 7) Bu arada, kanunlarımıza göre hazırlık soruşturmasının gizliliği
kuralı ihlal edilerek, alınan ifadeler yandaş medyaya sızdırılacak.
Yandaş medyanız da hemen, yıpratmak istediğiniz kişi ve kurumlar
hakkında müthiş bir karalama kampanyası başlatarak kamuoyunu
kışkırtacak.

 8) Aylar geçtikten sonra, özel yetkili savcılarınız; ucu açık
iddianameler düzenleyecek. İddianamenin ekleri olarak; yasal ve yasal
olmayan dinleme kayıtları ile önceden hazırlanıp arşivlerde saklanan
düzmece suç delillerini de hiçbir ayıklama yapmadan dosyalara
dolduracak. Bunları yaparken kanunlarımıza göre, sanığın lehine olan
delillerin toplanmasına önem verilmeyecek.

 9) Yasalarımıza göre; savcılar tarafından davayla ilgisi olmayan
3ncü şahıslara ait özel konuşmalar ile kayıtlar ayıklanıp, özel
hayatlarının deşifre edilmemesi gerekirken, savcılar bu görevlerini
yapmayacak. Bu bilgileri yandaş medyaya da sızdırarak, zorlama yorum
ve abartmalarla kişilerin itibarsızlaştırmasına fırsat vermeleri
sağlanacak.

 10) Bu arada, geçmişte kuyruk acısı bulananlar ile intikam
hırsıyla dolu terörist eskilerinden gizli tanıklar da bulunacak.
Onların verdikleri yalan yanlış ifadelere itibar edilecek.

 11) Fırsat bu fırsat diyerek; terörle mücadele eden madalyalı
kahramanlarınız ile Türk Ordusunun Komutanlarına "terör örgütü
 üyesi" damgasını vurarak tutuklayacaksınız.

 12) Terörist Başı Öcalan'ın yakalanmasında, Türkiye'ye getirilmesinde

ve ilk ifadelerinin Alınmasında katkısı bulunan askerlerin kimliklerini
açıklayarak, Onları ve ailelerini terörün hedefi haline getireceksiniz.

 13)
Çıkarmaya devam ettiğiniz kanunlarla, terörle mücadele
edecek askerlerin operasyona çıkabilmeleri ve yol kontrolü
yapabilmeleri için; yer, zaman ve süre belirterek validen izin
almaları şartını getireceksiniz.

Böylece kırsalda ve yollarda askerin hareketlerini kısıtlayarak,
bölgede teröristlerin cirit atmasına imkân sağlayacaksınız.

 14)Çatışmada şehit düşen asker, ölen terörist veya yaralananlar
olunca, ilgili subay, astsubay ve askerleri savcının karşısına
dikeceksiniz. Böylece, operasyona çıkan askerleri her an
tutuklanma tehdidiyle sindireceksiniz.

 15) Amerikalıların ve Avrupa Birliği'nin talimatlarına uyarak

"Kürt açılımı"  başlatacaksınız. Bu açılım gereğince,
Habur Sınır Kapısından Türkiye'ye  giren teröristlerin ayağına,
Türk hukukunda yeri olmayan seyyar mahkeme  kurup göndereceksiniz.
Sözde bağımsız savcı ve yargıçlarınız "pişman değilim" diye bağıran
teröristleri  "Etkin Pişmanlık Yasasından" yararlandırarak serbest bırakacaklar.
Böylece, taşları bağlayıp köpekleri serbest bırakacaksınız.

 16) Türk Ordusu'nda tayin ve terfilerin kararlaştırıldığı Yüksek Askeri

Şura toplantılarından önce, siyasal iktidarın beğenmediği generallerin
terfilerini ve etkili makamlara tayinlerini engellemek için,
özel yetkili  savcılarınıza, sözde ihbarlara dayanarak tutuklama
kararları çıkarttıracaksınız.

 17) Özel yetkili savcı ve yargıçLarınıza; Deniz Kuvvetleri'nin

vurucu gücünü oluşturan Kuzey ve Güney Deniz Saha Komutanları ile
pek çok amirali tutuklatacaksınız. Terfi sırasındaki Hava Eğitim ve
Taktik Hava Kuvvet Komutanlarını tutuklatacaksınız.
Kara Kuvvetlerinin pek çok Ordu, kolordu, tümen ve tugay komutanları
ile terörle mücadelede tecrübe kazanmış madalyalı subay ve
astsubaylarınızı tutuklatıp Türk Ordusu'nun komuta katını zafiyete
uğratacaksınız.

18) Sahte ihbarlara dayanarak, birlikler arasında cephane
nakleden askeri araçların yolunu polislere kestireceksiniz.

Başbakan Yardımsının evinin bulunduğu sokakta dolaşan iki subayı
suikast yapacaklardı gerekçesiyle tutuklayacaksınız.
Bunu bahane ederek, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en gizli sırlarının
bulunduğu kozmik odayı basıp arama yaptıracaksınız.
Birliği için erzak almaya çıkan askeri aracı, suikast yapacaklar
 iddiasıyla polislerinize durdurtup içindeki asker ile aşçıyı gözaltına
almaya kalkışacaksınız. Böylece, hiçbir suç unsuru taşımayan olayları
medyaya yansıtarak Türk Ordusunu itibarsızlaştırmaya çalışacaksınız.
 19) Ayrıca, özel yetkili hâkim ve savcılarınız, henüz basılmamış

bir kitaba bile bomba muamelesi yapacaklar. Kaleme alan muhalif yazarını
"terör örgütü üyesi" damgası vurarak tutuklayabilecek kadar coşacaklar.
Tutukladıkları bir masumu, kanserden ölüm döşeğine düşünceye
kadar tahliye etmeyecekler. Eşi ölmek üzere olan muhalif bir
gazeteciye, son nefesinde eşiyle helalleşmesine bile izin vermeyecek
kadar zalimleşeceklerdir.

 20) Hızınızı alamayıp, iktidardaki siyasi parti hakkında geçmişte
"Laiklik karşıtı eylemlerin odağı" iddiasıyla dava dosyası
hazırlayan Cumhuriyet savcıları ile partinin suçlu olduğuna karar
veren Anayasa Mahkemesi'nin hâkimlerini "Hükümete karşı darbe

yapmaya teşebbüs" iddiasıyla yargılamak için özel savcılarınızı
harekete geçireceksiniz.

l. Bütün bunlarla da yetinmeyeceksiniz. YÖK Başkanına ve
üniversite rektörlüklerine kendi yandaşlarınızı atayacaksınız.

 1) Parasız eğitim isteyen öğrencileri, terör örgütü üyesi olmakla
itham edip 18 aydan beri zindanda tutacaksınız.

 2) Öğrenci seçme ve yerleştirme sınavlarında, soru kitapçıklarına
özel şifreler koyup yandaşlarınıza sızdıracaksınız ve diğer
öğrencilerin haklarını gasp edeceksiniz.

m. Sendikaları ele geçirip suskunlaştıracaksınız. Gasp edilmiş
haklarını geri isteyen işçilerin üzerine polislerinizi gönderip; gaz
bombası ve coplarla cezalandırıp, kış ortasında içi su dolu havuza
atacaksınız.
n. Meslek odalarını ve sivil toplum örgütlerini çeşitli ayak
oyunlarıyla avucunuzun içine alacaksınız.

o. Böylece, Devletin ve toplumun bütün kurum ve kuruluşlarının
kılcal damarlarına kadar sızıp ele geçireceksiniz.
İşte, darbe planı böyle hazırlanır.

Böyle uygulanır.

 
Türk Halkına "Alıştıra alıştıra, sindire sindire" İLERİ DEMOKRASİ adı
altında böyle yutturulur.

Oysaki bunun adı "Post modern sivil darbedir."
3. Sonuç olarak:

Bizim, evlatlarımızın ve torunlarımızın beyinlerini yıkıyorlar.
Düşünmemizi, sorgulamamızı ve gerçekleri görmemizi istemiyorlar.
Kendilerinin istedikleri şeyleri düşünmemizi ve sanal
bir dünyada
yaşamamızı kurnazca zihinlerimize sokuyorlar

Bu medya ve ekranların yarattığı ve bizlere sunduğu dünya gerçek
değildir. Bizleri sanal dünyada yaşatmayı; Kim kimin sevgilisini nasıl
elinden aldığını anlatan cıvık magazin programlarını, kavgalı dövüşlü
yemek programlarıNı, acıklı evlilik programlarını ve vurdulu kırdılı
mafya dizileri ile muhteşem yüzyılı ve yalan rüzgârlarını izlemeye
devam etmemizi istiyorlar.

Ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü, hukukun üstünlüğü ve
bağımsızlığı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti, demokratik hak
ve özgürlükler kimin umurunda?

Ama sivil darbeyi "ileri demokrasi" diye yutturmaya çalışanlara, hukuk
adına hukuku katledenlere, Hıristiyanlıkla uyumlu "Ilımlı İslam"

adında düzmece bir din yaratmaya çalışan tarikat ve cemaatlere,
kalemini ve vicdanını satmış sözde aydınlara ve bölücülerin

değirmenine su taşıyanlara, "Arap baharı" adı altında uygulamaya
sokulan darbe planına taşeronluk yapanlara bazı uyarılarım var:

a. Desteğini aldığıniz yabancı efendileriniz sonsuza kadar
arkanızda olmayacak ve işleri bittiği anda sizi buruşturup çöp
tenekesine atacaklardır.
b. Eylemleriniz ve söylemlerinizin hepsi tarihin kayıtlarına
geçmiş olup, arşivlerde durmaktadır. Bu Milleti bazen kandırıp
uyutabilirsiniz ama asla ülkesine ve milletine ihanet ettiremezsiniz.
Bu millet er geç bir gün uyanacak, işte o zaman yaptıklarınızın
hesabını mutlaka soracaktır.

Bu Cumhuriyetin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü isteyenlere,
hukukun üstünlüğünü ve bağımsızlığını özleyenlere, gerçek demokrasi ve
özgürlük âşıklarına selam ve saygılarımla.

Hikmet YAVAŞ (İZMİR) hikmetyavas@gmail.com

http://hikmetyavas.wordpress.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder